Levent's profileGÖZLER NE RENK OLURSA OL...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    November 13

    Karışan saatler içinde...

    Karışan saatler içinde hâtırana
    Bazı sabahlarla ikindiler yan yana,
    Değişik gülleri sanki tek bir baharın;
    Bâkir hülyasıyla beyaz ve ürkek yarın,
    O sükût bahçesi, ufkunda kuş yerine
    Hasret kanat çırpar düşünen ellerine...


    Ahmet Hamdi Tanpınar
    November 02

    BEŞİNCİ MEKTUP

    BEŞİNCİ MEKTUP

    Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız .
    Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.
    Şimdi nerdesin, ne yapıyorsun?
    Güneş çoktan doğdu. Uyanmış olmalısın.
    Saçlarını tararken beni hatırladın , değil mi?
    Öyleyse ayrılmadık. Sadece özlemliyiz ve bekliyoruz .

    Zamanı hatırlatan her şeyden nefret ediyorum.
    Önce beklemekten. Ömür boyunca
    ya bekliyor, ya bekletiyor insan ikisi de kötü,
    ikisi de hazin tarafı yaşantımızın.

    Bir çocuğun önce doğmasını bekliyorlar, sonra
    yürümesini, konuşmasını, büyümesini...

    Zaman ilerliyor, bu defa para kazanmasını,
    kanunlara saygı göstermesini, insanları sevmesini,
    aldanmasını, aldatmasını bekliyorlar.
    Ve sonra ölümü bekleniyor insanoğlunun.

    Ya o? Ya o? İnsanlardan dostluk bekliyor,
    sevgilisinden sadakat, çocuklarından saygı ve bir
    parça huzur bekliyor, saadet bekliyor yaşamaktan.
    Zaman ilerliyor, bir gün o da ölümü bekliyor artık.
    Aradıklarının çoğunu bulamamış, beklediklerinin
    çoğu gelmemiş bir insan olarak göçüp gidiyor
    bu dünyadan. İşte yaşamak maceramız bu.

    Yaşarken beklemek, beklerken yaşamak ve
    yaşayıp beklerken ölmek !

    Özleme bir diyeceğim yok. O, kömür kırıntıları
    arasında parlayan bir cam parçası.
    O, nefes alışı sevgimizin, kavuşmalarımızın anlamı.
    O, tek güzel yönü bekleyişlerimizin.

    İnsanlığımız, özleyişlerimizle alımlı,
    yaşantımız özlemlerle güzel.

    Özlemin buruk bir tadı var, hele seni özlemenin.
    Bir kokusu var bütün çiçeklere değişmem.
    Bir ışığı var, bir rengi var seni özlemenin anlatılmaz .

    Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam;
    seni özlediğim içindir.
    Beklemenin korkunç zehiri öldürmüyorsa beni;
    seni özlediğim içindir.
    Yaşıyorsam; içimde umut varsa,
    yine seni özlediğim içindir.
    Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki !

     

    Ümit Yaşar OĞUZCAN

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    September 21

    bir gün anlarsın...

    http://img2.blogcu.com/images/m/n/c/mncelep/artik_siir_yzmyrm.jpg

    BİR GÜN ANLARSIN

    Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
    Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya,
    Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında
    Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
    Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.
    Onun unutamadığın hayali,
    Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine.
    Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu.
    Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin.
    Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için,
    Vurursun başını soğuk taş duvarlara.
    Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın.
    Duyarsın,
    Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin.
    Niçin yaratıldığını.
    Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini.
    Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini.
    Boşuna geçip giden günlerine yanarsın.
    Dolar gözlerin, için burkulur.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların.
    Sevilen gözlerin erişilmezliğini.
    O hiç beklenmeyen saat geldi mi?
    Düşer saçların önüne, ama bembeyaz.
    Uzanır, gökyüzüne ellerin.
    Ama çaresiz,
    Ama yorgun,
    Ama bitkin.
    Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın.
    Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
    Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.

    Bir gün anlarsın hayal kurmayı;
    Beklemeyi, ümit etmeyi.
    Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir
    Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi.
    Lanet edersin yaşadığına...
    Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
    O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
    Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
    ÜMİTYAŞAR OĞUZCAN...
    www.levent-tatli.spaces.live.com

    August 20

    RAMAZAN-I ŞERİFİNİZ MUBAREK OLSUN

    http://i34.tinypic.com/117w60n.jpg

    http://www.aspsitem.com/upload/Efeler_7633172869.jpg



                                                                                      www.levent-tatli.spaces.live.com
    August 14

    Akşam olmakta...


    Akşam olmakta
    uzak dağların ardında trenler geçmektedir şimdi
    gecede keman hıçkırıkları, başımda gam
    belki analar ağlamaktadır uzak bir kentte
    yittik çocuklar, yorgun babalar ve yüreklerinde ezikliği çaresizliğin
    belki herkes bir yarayı sarmaktadır kendi içinde kimbilir
    kimsesiz bir ölümü karanlığında




    Yıllar varki, ayrılıklar yaralı bir nehir gibi akmaktadır içime
    rüzgarlar eserken alnımın sahillerinden, uzak denizlere savrulur düşlerim
    kirlenir mavi gülüşlerim, yaralanır martılar, havada asit ve kir kalır
    simsiyah bir bulut gölgeler yüzümü her gece, gecelerki, yaslandığım tek sığınak

    Akşam olmakta yine
    ey geceden gelip geceye giden trenler
    bir gün yanlış saatlerin gözlerimde buluştuğu bir noktada
    bir damla su gibi düşünce hayatın uçurumundan
    son isyanını çekince yüreğim, alıp götür beni buralardan
    insanın uğramadığı uzak kıyılara
    bir derviş gibi ıssızda yanmak için, kendi içimde sarmak için yaramı...

    www.levent-tatli.spaces.live.com
    August 07

    Kadın...


    Kimi der ki kadın
    Uzun kış gecelerinde
    yatmak içindir.
    Kimi der ki kadın yeşil bir
    harman yerinde dokuz zilli
    köçek gibi oynatmak içindir.
    Kimi der ki ayalimdir,
    Boynumda taşıdığım vebalimdir.
    Kimi der ki hamur yoğuran,
    Ne o,ne bu,ne döşek,ne köçek,
    Ne ayal,ne vebal
    O benim kollarım,bacaklarım
    Yavrum,annem,Kız kardeşim,
    Hayat arkadaşımdır.

    Nazım Hikmet Ran


    www.levent-tatli.spaces.live.com




    July 24

    Unutmadım sevgili...

    Soğuk bir sonbahar akşamıydı. Hava kararmış, yağmur başlamıştı. Düşlerimize yağmur yağıyordu. Gözlerin donuk bedenin halsizdi. Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi.Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”

    Ben seni unutmadım sevgili, ben seni unutmadım. Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.

    Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim.

    Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum...

     

    Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna.

    Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.
    Olamadı gülüm bir araya gelemedik. Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır. Bahar gelmeden ayrıldık. Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var . duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı. Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?. bir mevsim döndü , sen dönmedin.

    Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden. Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında. Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına. Hasret bu kadar büyümemişti. Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum. Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla….

    unutamadmxm0.jpg

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    July 20

    Yüreğimin cemresi...

    İnan içimden çok şeyi anlatmak, haykırmak ve tek yapabildiğim yazmak geçiyor.
    Olmuyor gülüm içimdeki dağları aşamıyorum.
    Yazayım diyorum kalemim ateş olup değdiği yeri yakıyor.
    Kuş olup sana uçayım diyorum çöllerden çıkamıyorum, yol vermez bentleri geçemiyorum.
    Yanılgı içinde yaşadığım, düşlerimi sakladığım sıradan bir günde bana hediye edilen en değerli yangındın.
    Yanılgı içinde bir yangın, zaman içinde bir zamansızlık, kabus içinde bir düştün sen.
    Kolomb’un karşısında Amerika’yı çıkaran kader, bu yorgun kaptanın karşısına seni çıkarmıştı.
    Dingin bir liman kenti gibiydi gözlerin, huzur kokan çiçeklerin vardı.
    Bir gül kadar asil, bir papatya gibi masun ve bir yıldız kadar uzaktın.
    Belkide yıllardır varlığını bilmeden aradığım düşlerimin saklı Leyla’sıydın sen.
    Ayışığına tutulmuş bir aşkın yüreğime düşen cemresiydin.
    Öyle süzülüverdin ki kalbime sessiz, ölesiye eşsiz.
    Ben ne anlatıyorum bilmiyorum.
    Ben buraların adamı değilim gülüm.
    Yıldızlardan geliyorum ben, aşkın doğduğu yerden.
    Ayışığına vurulduğum bir geceden, göz kırpan bir yıldızın gözyaşından geliyorum.
    Dedim ya ben buraların adamı değilim.
    Bu akşam yangınlardayım ben.
    Yıldızları getirin bana, ayışığı sarsın beni, yağmurlar alsın bedenimi.
    Adını koyamadığım birşey var içimde kelimelerin sırtına yükleyemediğim bir aşk.
    Bende şair gibi diyorum “Yak lügatları şair!”. Evet yakmalı şair lügatları.
    Yakıyorum tüm kelimeleri, yakıyorum tüm kitapları, okuduğum ve bildiğim her şeyi.
    Kalemim ateş olup değdiği heryeri yaktı, bana kalansa sadece yazık bir nakarattı.
    Bunu ise bir şiseye koyup denize atıyorum,
    Dalgaların emanetini sahibine vereceğini umuyorum.
    www.levent-tatli.spaces.live.com
    July 17

    SEN...

    Söyleyemediğim her sözcük boğazımda yumruk gibi kalsa da, hayalimde büyüteceğim seni.

    Adını boş duvarlara fısıldayacağım.

    Belki hiç olmayacağın bir yerde bekleyeceğim seni

    Yalnızlıklarına dokunacağım sen yerine…

    Ben seni hiç unutmayacağım…

    Her sabah uyandığımda yanımda olmasan bile, konuşacağım seninle,

    “Günaydın sevdam” diyeceğim.

    Yemek masamın boş sandalyesinde seni hayal edip,

    kahve sohbetlerime eşlik edeceğim seni.

    Ve sonunda “Kaçır beni” bu şehirden diyeceğim.

     

    Seni sevmekten asla vazgeçmeyeceğim…

    Rüyalarıma dolan sensizliği kabul etmeyeceğim uykularıma…

    Saba rüzgârlarını sensiz karşılayacağım sabahlarda.

    Nağmeleri ayrılık olan belki bir küçük safir düşecek dudaklarıma…

    Küstüm çiçekleri şebnemleriyle serinlerken, ben alevler içinde kavrulacağım,

    ama yine de vazgeçmeyeceğim seni sevmekten…

    Her sabah bir dilek tutacağım içinde sen olan.

    Her akşam dualarım içinde yine sen olacaksın ve  

    ben adını anmaktan asla vazgeçmeyeceğim…

     

    Gönlümün kapılarını kapatacağım yeni aşklara, yeni dokunuşlara…

    Ve senin için her zaman o üç kelimeyi söyleyeceğim. “Seni seviyorum sevdam!”    

    diye haykıracağım gönül penceremden.

    Karanlığın ve gölgelerin esiri olduğumda, sen ışıklarım yanacak içimde.

     Sen yıldızlarım parlayacak gökyüzünde…

    Sen filmlerim oynayacak karelerle ve sen türkülerim söylenecek kulaklarıma…

    Firari duygular eşliğinde sihirli sözcükler seni fısıldayacak daima.

     

    Eskisi gibi acıtmıyor yokluğun bedenimi.

    Ben içinde sen olan bir şeyleri nasılsa buluyorum.

    Bazen çiçeklerin kokusunda, bazen yeşile dönen dallarda ya da…

    Ya da bir çocuğun ağlayışında buluyorum seni.

    Bir şekilde sen ekiyorum kalbime… Ve büyütüyorum seni

    Sana olan hasreti yudum yudum içiyorum yalnızlıklarımda.

    Boş duvarıma yansıyan hayalinde görüyorum gözlerini ve sevdam

     “Deniz uğramış gözlerine” diyorum.

     

    Önce ufak birikintilerle sonra çoğalarak ulaşıyorum sana.

    Garip bir ürpertiyle beni almanı bekliyorum sen yalnızlıklarımda.

     Sen duvarlarım dile gelip konuşuyor ve ben doyamıyorum sohbetine.

    Unutmak istemiyorum seni;

    unutursam biliyorum ben de kaybolacağım dünyamda.

    Ve sakın bir yere kaybolma diyorum sen dolu yalnızlıklarıma…

    Nasıl savurup atabilirim ki içimdeki seni?

    Alacak nefesim kalmayana dek seveceğim seni

     

    Sen dolu yalnızlıklarım ve asla unutmayacağım seni

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    July 02

    Vurun Yalnızlığa.

    Yalnızlık öldürdü beni
    Işığını gözlerimin önce
    Yüreğimin sevincini
    Yalnızlık aşkımı hevesimi
    Gücümü kuvvetimi

    Gözgöze geldiğim
    Bütün karanlık pencerelerde
    Yalnızlığın gözleri
    Sokağa çıkan
    Eve dönen
    Yıllardır yalnızlıktı benimle

    Her kış gecesi saat yedide
    Yalnızlıktı esen
    Konak önünde
    Yalnızlıktı oturmuş meyhanede
    Bekleyen beni

    Gülmek istemiyorsam
    Konuşmak istemiyorsam
    Sevişmek istemiyorsam
    Yalnızlık sebebi

    Kımıldasam
    Değiştirsem yerimi
    İtsem elimin tersiyle
    Gider gene gelirdi

    Bir gün girerseniz odama
    Cansız uzanmış bulursanız beni
    Bakın başucuma
    Bakın dört duvara
    Yalnızlık orda
    Sizinle nefes nefese
    Sizinle burun buruna
    Uzanmış yanıbaşımda yatağa
    Geçmiş masama
    Saymayın güldüklerimi
    Saymayın sevdiklerimi
    Bilin doymadım ben
    Ne aşka ne dostluğa
    Vurun yalnızlığa
              NECATİ CUMALI
     
    June 25

    REGAİB KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN...

     
    SESİM O' NA BENZEMİYORSA DA , HİÇ OLMAZSA SÖZÜM O' NA BENZESİN...O 'NUN AYAKLARIYLA YÜRÜYEMİYORSAM DA , O NUN İZİNDE GİDEYİM...BAKIŞIN O' NUN GİBİ DEĞİL BİLİYORUM , AMA YİNE DE O' NUN BAKTIĞI YERE BAKAYIM...O' NUN GELDİĞİ YERDEN GELEMİYORESAM DA , O' NUN GİTTİĞİ YERE GİDEYİM...O 'NUN SEVDİĞİ OLMAYA LAYIK DEĞİLSEM DE, HİÇ OLMAZSA O' NUN SEVDİKLERİNİ SEVEYİM...O' NUN ŞEFAATİNE LAYIK OLABİLMEK DUASIYLA...DUALARINIZ KABUL KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN...
                                                                                                                           www.levent-tatli.spaces.live.com
    June 18

    BENDEDİR...

    Islak Kırmızı Gül resimleri
    Bendedir

    Ne azap, ne sitem bu yalnızlıktan,
    Kime ne, aşılmaz duvar bendedir,
    Süslenmiş gemiler geçse açıktan,
    Sanırım gittiği diyar bendedir.

    Yaram var, havanlar dövemez merhem;
    Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
    Ne çıkar, bir yola düşmemiş gölgem;
    Yollar ki, Allah'a çıkar, bendedir.
                          Necip Fazıl KISAKÜREK...

    KIRILGAN

    Kırılgan

    Kırılgan bir çocuğum ben
    Yüreğim cam kırığı
    Bütün duygulardan önce
    Öğrendim ayrılığı
    Saldırgan diyorlar bana
    Oysa kırılganım ben
    Gözyaşlarım mücevher
    Saklıyorum herkesten
    Ürküyorlar gözümdeki ateşten
    Ürküyorlar dilimdeki zehirden
    Ürküyorlar o dur durak bilmeyen
    gözükara cesaretimden
    Diyorlar: Bir yanı sarp bir uçurum,
    Bir yanı çılgın dağ doruğu.
    Oysa böyle yapmasam ben
    Nasıl korurum içimdeki çocuğu?
    Bir yanım çılgın nar ağacı
    Bir yanım buz sarayı.
                                                MURAT MUNGAN
    June 10

    VİRGÜL ü değil ''NOKTAYI'' koydunda gittin bu Aşka..

     
    ''Uzun gecelerde uykumsa VİRGÜLÜM, bu kisa cümlede son NOKTADIR  Ölümüm."
     
    Olumsuz ßir cümle.. Yani; senin olmadığın bir cümle.. Ama bak, yine geçtin cümlemde. Noktalar bile ayıramıyor, virgül desen bağlıyor yine seni sana..Geçmişte kalan soğuk bir nisan sabahının izlerini taşıyor hâlâ cümlelerim...

    Ne bir nefeslik ayrılığı taşıyabildi bu yürek ne de bir hayatlık  ayrılığı. Ne idi böylesine seni vazgeçilmez kılan. Sabrı zor, derdi büyük, dayanılması imkansız olan.. Neydin sen bende? Ne için gelmiştin ki sen bana.. Oysa ne masumdu küçük bir sevda kıvılcımına çıralar tutmak. Ne kadar da güzel gelmişti o ateşte ısınmak, geceleri gündüzlere devretmesi saatleri saniyelere bırakması ne kadar da güzeldi. Ne de çok eğlenmişti yüreğimiz bu ateşle. İlk ayrılığını soğuk bir mayıs sabahında geçirdi bu sevda. Her şeyler unutulmuştu, imkansız acılar çekilmiş, kapanması zor yaralar bile kapanmış ama o soğuk mayıs sabahını bu yürek hazmedememişti. ...
    Geceleri ay eşlik etti cümlelerime, sığdıramadım defterlere, yazdıramadım kalemlere de ay’a yandım derdimi, ona anlattım tüm sevgimi. Ne dualar etmiştim o saf sevda duygusu ile. ...
     
    Ne menem bir şey ki boğazına düğüm düğüm yerleşiyor, ha çıktı ha çıkacak kalbin. Sonra tüm bedeninde bir rüzgar, tenini hafiften okşayıp, sol yanının küt küt diye atışlarını duyacak bir ses… Neler yaptın, neler yapıldı bu zayıf bedenime böyle, nasıl da korkudan tir tir titriyor tüm vücudum. Dokanılmak,, ne acı bir şey. Dokanılmak,, ne kötü yerler bıraktı bende. Oysa şefkat vardı benim dokunuşlarımda, ilmek ilmek, sevda sevda, mavi mavi nakış gibi işlemiştim yüreğime bu sevdayı. Neydi bu nakışı bozan, neydi bu ipleri birbirine karıştıran.

    Bu sevdayı böylesine siyahlara sokan neydi söylesene…

    Bir sevda çukuruna düşmüş yüreğim, elleme boğulsun, bir aşk masalına kandı kalbim, elleme büyüsün bu masalla.. Tıpış tıpış yürüsün…Başlamaya giderken, böylesine bitmemiştim. Varsın kanasın, varsın ağlasın bu  sevda. Alıştı, inan bana çok alıştı bunlara.

    Yürek attıkca, geceler ağardıkca, sabahları gözümü açtıkca yaşayacak, yaşayacağım,yaşatacağız…Yaşarsam, herşey senden bana miras kalsın. Yaşayamazsam, hayatım senin olsun tüm cümleleriyle...
     
    Belki birgün benim yaşattıklarımı özlersin..Gülüşümü…Sesimi…
    Gözlerine bakmaya cesaret edemeyen hallerimi… Seni gördüğüm anda yaptığım tüm saçmalıkları…Sadece seni özleyen yüreğimi…

    Ve belki de özlediğin o an, benim bakmaya korktuğum gözlerine bir başkası sevgisini değdiriyordur…Kimbilir..??
            
             Ama unutma ki Ey Sevgili  ; ben halen SEN deyim...Halen bıraktığın yerdeyim..
     
            ''uzun gecelerde uykumsa virgülüm, bu kisa cümlede son noktadir ölümüm."
                                 
    June 05

    Ben Seni Sevdimmi..

    Ben Seni Sevdim Mi?

    Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
    Tuttum, ta içime oturttum seni
    Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
    İçtim yudum yudum güzelliğini
    Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
    Bendeydi özlemlerin en korkuncu
    Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
    Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu
    Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
    Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
    Biri vardı ağlayan; gecelerce
    Biri vardı sana tutkun; o bendim
    Ben seni sevdim mi? Sevdim, en büyük
    En solmayan güller açtı içimde
    Ömrümü değerli kılan bir şeydin
    Sen benim bozbulanık gençliğimde
    Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
    Bir çizgiye vardım seninle beraber
    Ve bir gün orada yitirdim seni
    Ben seni sevdim mi? Sevdim, Ya sen beni?
                                 ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN....

    Ben, Sensiz yaşıyamam..


     

    RUHUMDAKİ FIRTINALAR MERİHİ USANDIRDI,

    NUHA HABER EYLEYİNDE GELSİN TUFAN GÖRSÜN...

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    Yağmur...

     


    Yağmur yağıyor. Mutfak camındayım. Nasıl üşüdüğümü
    bilemezsin. Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne.
    Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama…

    Şimdi telefon açsam sana, sesini duymak da yetmiyor ki.
    Hep aynı cümleler; “Babamlar nasıl, ilacını aldın mı?”
    Nedenini bilmediğim bir ağlamak var içimde.
    Bir yerlere sığdıramıyorum yüreğimi. Bazen mutfakta
    dalıp giderdin yemek yaparken, tahta kaşıkla
    tencerenin başında öylece ne düşünürdün acaba?
    Özlemek çok fena anne. Anlamak seni; daha da fena…

    Omuzlarım ağrıyarak uyanıyorum sabahları.
    Benim kızımın omuzlarımı ovmasına daha çok var.
    Gittikçe sana mı benziyorum ben, ya da
    “Annenin kaderi kıza” dedikleri doğru mu?
    “Baban eskitir her şeyi kızım” demiştin bir kez,
    anlamamışım meğer, eskiyormuş anneciğim.
    Omzunu ovacak kalmıyormuş meğer aynı evin içinde.
    Şimdi duysan bunları ne üzülürsün; mutsuz mu kızım diye,
    çoktan kendinden vazgeçmiş bir sesle. Mutsuz değilim de anne,
    yağmura ve mutfağımdaki kedere çare bulamıyorum.

    Evimi topluyor, toz alıyor, patlıcan kızartıyor,
    televizyon seyrediyor, akşam çalan kapıyı açıyorum,
    açtığımı gören olmuyor.
    Pişirdiğim yeniyor da, güzel olmuş denmiyor.
    Çay demleniyor, demleniyor, demleniyor…

    Kederim mutfağımın her yerine yerleşiyor.
    Ah nasıl eskiyor her şey anne, nasıl eskiyor.
    Eskilerimi de atmaya kıyamıyorum. Seni çok özlüyorum.
    Bana yasakladığın bahçeler, sana da mı uzaktı hep?
    Gidemeyişine ağladın mı sende? Ne zaman eskiyor sevgiler?
    Ödenen bedellerin acısı geçince mi? İşte böyle,
    kalbimde bir acı. Şarkılar seni söyler.

     

    İclal AYDIN

     www.levent-tatli.spaces.live.com