Levent's profileGÖZLER NE RENK OLURSA OL...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Ya Nebi...

     Yâ Muhammed! Müsterih ol! Ben seninle beraberim! Yaklaş, Habîbim yaklaş! Kâinâtı senin şerefine yarattım!''
     
    July 29

    MİRAÇ KANDİLİNİZ MUBAREK OLSUN...

    İSRA VE MİRAC MUCİZESİ

    İsra ve Mirac Nedir?
    İsra ve Mi’rac mucizesi, Peygamberimizin en büyük mucizelerinden birisidir.

    İsra, "gece yürüyüşü" demektir. Bununla Cenab-ı Hakkın, kulu ve peygamberi Hz. Muhammed Mustafa’ya, bir gece Mekke’de bulunan Mescid-i Haram Ka’be’den, Kudüste bulunan Mescid-i Aksa’ya kadar lutfettiği yolculuk kastedilir.

    Mi’rac ise, yükselmek, yukarı çıkmak veya yukarı çıkmayı sağlayan alet demektir. Bu da, bu yolculuğun ardından, Rasûlullâh’ın yüksek gök tabakalarına çıkması, sonra insan, cin, melek ve diğer mahlukatın bilgilerinin tükendiği sınıra ulaştırılması anlamında kullanılmaktadır.

    İsra hadisesi Kur’an-ı Kerim’in şehadetiyle, mi’rac ise, mütevatir derecesine ulaşmış sünnet ile sabittir. İsra hadisesini inkâr etmek, dinden çıkmayı, mi’racı inkâr ise, fasık olmayı gerektirir. Bu büyük mucizeyi anlatan Kur’an ayeti şöyledir:
    "Kulu Muhammed (sav)’i bir gece Mescid-i Haram’dan, kendisine bir kısım ayetlerimizi göstermek için, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah her türlü noksanlardan beridir. Şüphesiz ki O, her şeyi işiten ve her şeyi görendir." [İsra Suresi: 1]

    Buhari ve Müslim gibi Kur’an-ı Kerim’den sonra en kıymetli temel kitaplarımız İsra ve Mi’rac mücizesini uzun uzadıya ve bütün detaylarıyla anlatmışlardır. Biz bütün bu delillerin ışığı altında şuna kattiyetle inanır ve ifade ederiz ki, İsra ve Mi’rac mücizesi bir gecede, Peygamberimiz uyanıkken ruh ve bedenle gerçekleşmiş ve bu hadise Hicretten bir buçuk yıl kadar önce vuku bulmuştur

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    Geceye şiir...

    Geceye Şiir

    Kalbim bir çiçektir, gündüzler ölgün;
    Gelin, gelin, onu açın geceler!
    Beni yadedermiş gibi, bütün gün
    Ötün kulağımda, çın çın geceler!

    Geceler çekmeyin benim için hüzün,
    Gelin siz, ruhumu tenimden süzün;
    Bırakın naşımı yerde gündüzün,
    Gölgemi alın da kaçın geceler!

     

    İnsanlar içinde en yalnız insan;
    Düşün, taş duvara başın gömülü!
    Ve kapan sükûta, granitten, taştan,
    Mazgallı bir kale gibi örülü.

    Gözünü tavandan ayırma ki, sen,
    Üşürsün, gölgeni yerde görürsen.
    Dikilir karşına, mumu söndürsen,
    Ölüler içinde en yalnız ölü...

     

    Sesimi alıp da kaybetse rüzgâr,
    Versem gözlerimi bir sonsuz renge!
    İçimde bir mahşer uğultusu var;
    Ruhumdur çağıran, tenimi cenge.

    Gözlerim bir kuyu, dilim kördüğüm,
    Bir görünmez âlem olsa gördüğüm;
    Mermer bir kabuğa girip, ördüğüm,
    Kapansam içimden gelen âhenge...

     

    Necip Fazıl Kısakürek

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    ALLAHIM

    ALLAH'IM!

    BANA ÖYLE BİR SEVGİ VER Kİ:

    Sonsuz bir hazine gibi bitmesin, çoğalsın daha da sevdikçe, doldursun sarsın çevremi. Hatta düşmanlarımı da sevebileyim...

    BANA ÖYLE BİR GÜÇ VER Kİ:

    Herkesten daha çok çalışabileyim, tutsak düşmeyeyim doğanın koşullarına, mutluluğu başkalarına da götürebileyim...

    BANA ÖYLE BİR SAĞLIK VER Kİ:

    Düşünebileyim, konuşabileyim.

    BANA ÖYLE BİR ERDEM VER Kİ:

    İbadet edebileyim, iyilik etmeyi ve sevinçten buğulanmış gözlerle, teşekkür edenlere;bir şey yapmadım, anımsamıyorum diyebileyim...

     

    BANA ÖYLE BİR YETENEK VER Kİ:

    İyi bir eş,iyi bir yoldaş,iyi bir arkadaş,iyi bir dost ,iyi bir gönüldaş olabileyim.

    BANA ÖYLE BİR UMUT VER Kİ:

    Bugüne kadar yapmış olduğum hatalar için
    karamsarlığa düşmeyeyim, herşeyden aklanmış olarak yaşama
    yeniden başlamak üzere bağışlanabileceğimi bileyim.

     

    BANA ÖYLE BİR ANLAYIŞ VER Kİ:

    düşünebildiğim, yargılayabildiğim, inandığım, kahrolduğum, varolduğum şuanda bu sözleri söyleyebildiğim için şükredebileyim.

     

    BANA ÖYLE BİR TALİH VER Kİ :

    Yıllar sonra beni hatırlayanlar "herkese iyilik eden, tüm insanları seven,o düzeyde de sevilen bir kişiydi " diye konuşsanlar ve ben de huzur içinde olabileyim...

     

    BANA ÖYLE BİR İRADE VER Kİ:

    Birgün yenilip, içimdeki şeytanın kurallarına doğru yönelirsem;bu bir düşünce ise düşüncemi, bu bir adım ise ayağımı, bu bir uzanma ise elimi durdurabileyim.

     

    BANA ÖYLE BİR SABIR VER Kİ:

    Sükûneti bulayım, durabileyim, düşünebileyim.

    AMİN...

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    Uyan yarim...

    Uyan yarim, uyan, söndü yıldızlar,
    Gün, karşı tepeden doğmak üzredir.
    Her sabah güneşi seyreden kızlar,
    Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

    Uyan yarim, sesler geldi derinden,
    Karanlık oynadı, koptu yerinden;
    İlk ışık, kapının eşiklerinden,
    Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

    Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
    Baygın gözlerimi aldı aydınlık,
    İçimde tıkandı, kaldı ayrılık,
    Bu aydınlık beni boğmak üzredir.

    Necip Fazıl Kısakürek
    July 28

    Kız Kulesi...

    ww.levent-tatli.spaces.live.com
    July 27

    Pencere önündeyim...

    Pencere önündeyim Dışarda yağmur Havada hüzün İçimde yokluğun
    Sevdiğimiz şarkıyı dinliyorum Sevgi anlaşmak değildir
    Nedensizde sevilir Bazen küçük bir an için ömür bile verilir.
    Yokluğun var Acıtan Kanatan Bitmeyen
    Sessizlik var odamda. Duvarda resmin, o sıcak gülüşün. Her şey bıraktığın yerde duruyor.
    Bekleyiş var sessiz sedasız.
    Yokluğun var Gece gibi siyah
    Zehir gibi acı
    Ölüm gibi sessiz
    Avunacak, avutacak bir şeyler arıyorum. Gittiğimiz yerlere gidiyorum
    Her yer de izin her köşede senden bir anı. Bunlarda avutmuyor artık beni. Sığamıyorum buralara.
    Yokluğun var Dolmayan Dinmeyen İçime oturan
    Raftan indirdim bugün günlüğümü. Neler yazmışım sana dair. İlk cümle hoş geldin dünyama.
    Okuyorum bir masal gibi. Sayfalar bir birini kovalıyor fark ediyorum. Çevireceğim son sayfa.
    Çevireceğim ve okuduğumun bir masal olmadığını anlamayacağım çünkü masallar iyi sonla biter.
    Yokluğun Hüzün Yokluğun Keder Yokluğun Yoksulluğum
    Arkadaşlar geldi bugün bir bana bakıyorlar bir odaya. Bir gözlerime bakıyorlar bir göz göze geliyorlar
    İndir fotoğrafları, yak defterleri artık vakti geldi diyorlar.
    Yaşadıklarını unut Güzel günlerini unut Hatırlarını unut
    Gözlerini unut Onu unut Unut işte Unutmak en iyisi
    Yokluğun var Kor gibi yakan
    Kimsenin bilmediği, anlamadığı Dağ gibi yokluğun.
    ..Çığlıklarım var duyuramadığım. Fırtınalar var içimde dinmeyen. Boğazıma düğümlenen cümleler var
    Sen gittiğinden bu yana çalan bir şarkı var.
    Eğer aşk buysa, sevgi buysa istemiyorum. Bu şehir sensiz yaşanmaz oldu, dayanamıyorum.

     

     


    Hoş geldin hüzün Gülmüyor yüzüm
    Yokluğundayım Yok, oluyorum.

    Özledim seni...

    özledim seni...
    ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
    beynimi uyuşturuyor özlemin...
    çok sık birlikte olmasak bile
    benimle olduğunu bilmenin
    bunca zamandır içimi ısıttığını
    yeni yeni anlıyorum
    Yokluğun,
    Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
    mütemadiyen bir boşluğa
    Sabahları seni okşayarak başlamaları
    aksamları her isi bir kenara koyup
    seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
    oynaşmalarımızı,
    yürüyüşlerimizi,
    sevimli haşarılığını,
    çocuksu küskünlüğünü...
    Nasılda serttin başkalarına karşı
    beni savunurken;
    ve ne kadar yumuşak
    bir çift kısık gözle kendini
    ellerimin okşayışına bırakırken
    Gitmeni asla istemediğim halde
    buna mecbur olduğunu görmek
    ve sana bunları söylemeden
    'git artık' demek
    'beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
    kavuşacaksın mutluluğa'
    demek sana nede zor
    seni görmemek ve belki yıllar sonra
    karsılaştığımızda
    bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...
    yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek....


    can yucel

    www.levent-tatli.spaces.live.com
    July 25

    Avazım çıktığı kadar süküt...

    gözlerindeki ben gibi, sakla yüreğimi
    içine düşüp kaldığımız bu kuyudan; bir serzeniş hafifliğiyle uçup, yol aldık kimsesizliğe

    üzerimize karlar yağdı; ümitlerimizi sobanın yanına oturtup; gözlerindeki kıvılcımla ısıttık yaşama heyecanımızı

    kanın yavaşça yürüdüğünü hissettik zamanın damarlarında

    dar ve karanlık yolları, bir mum ışığıyla bitirdik


    ne rüzgar değdi ne de turnalar bir ses etti ardımızdan

    mavi göğe çok bakmazdık.

    o yağmurlarıyla omzumuza dokununca, mütevazi bir yiğitlikle hoşgeldin der, buyur ederdik göz pınarlarımıza.

    yağmurla da halleşirdik...

    fırtınalı gecelerde; annemizin dualarını alıp düşerdik yollara

    uykunun en derin yeri; mücadelenin en sarp anıydı; karanlıkla çelik çomak oynardık...


    ve nazenin gülüşlere kandığından beri yüreğimiz; sahillere gitmeyi sevdik

    taşlara vuran dalgalar kadar; öfkemizi ehlileştirdik

    sabır dedik; "la tahzen innallahe meana" ları yudumladık...

    sigara dumanlarını kovduk dostlar hatrına

    ve dostlar hatrına sükut bileyledik, "çah-ı bün"lerde

    ses etmedik, naz etmedik; yiğitliğin tevazuuna bir zerre düşürmedik...


    ve yine;

    içine düşüp kaldığımız bu kuyudan; bir serzeniş hafifliğiyle uçup, yol aldık kimsesizliğe

    dostluklar sayısınca, kimsesizlikler sayıldı elimize

    en vefalı yoldaşımız idi yalnızlık

    Hakka götüren küheylan idi kimsesizliğim

    vefasına dostun; ben de vefa ettim!
     

    Gözlerinde sakla beni...

    Senden önceki hiçbir mutluluk senin gözlerin kadar anlamlı değilmiş meğer...”

    Sende yaşıyorum...
    Hayatta yüreğim.
    Önümde gözlerin, arkamda benliğim..Biletsiz bindiğim yolculuğun son durağındayım....Sana gelirken aynı gökyüzünün altında sensiz tüm kaldırımları ateşe verdim..Sonra da sensiz tüm kelimeleri söktüm dudaklarımdan..Bir sen kaldın avuçlarımda bir de geceye serdiğimiz yıldızlar..Sen uyanmadan tüm ceylanları emzirdim ben..Sonra da başucunda bekleyen Melek’lerin uykusuz gözlerine Cenneti karaladım...

    Ah adını gökyüzüne sığdıramadığım,
    Ah gözlerine sığındığım,
    Ah bir gözyaşında ölümü şakağı dayadığım.
    Sol yanımdasın / yaşamaktasın dua dua..
    Hayatımdasın...
    Sen susuz dudaklarıma sunulan ab- ı hayat...
    Sen çöllerimin serabı,
    Sen yüreğimin tek sevabı...

    Boşluklarımı doldurduğum kelime, karanlığın üzerine örttüğüm gecemsin sen..Sen yaşama sebebimsin..Sen benim ellerimle sıkıca tuttuğum düşlerimsin..Sen uçurum kenarında sadece ölümü düşünen bir adama hayata dair bir şey öğreten kadınımsın.Şimdi ucurum kenarlarında cicekler toplamaktayım sana...Kalabalıkların arasında yanıbaşımda sen varsın beraber yürüdüğümüz..Ateşe verilmiş dikenlerin arasında iki ciceğiz biz hayata delice gülümsediğimiz..

    Sen zamansızlığımsın..Sen kendime anlatmaya kalkıp anlatmakta aciz kaldığım bensin...Sende kendimi arayıp bir türlü bulamadığım bensin sen aslında..Gökyüzüne her baktığımda bulut bulut hayatı gördüğüm ansın sen...Sen benim yaşamaya kıyamadığım cümlemsin....Öznesi sen, yüklemi ben.Aydınlığımsın karanlığımdan ayıkladığım.. Mutluluğumsun acıların uykularında dua dua adını saydıkladığım..Sen hava, sen hayat sen nefes aldığımsın...Nefesinden mahrum etme beni...Sesini esirgeme ne olur..Gülüşlerini savur yüzüme..Göğsümün buzdan sarkıtlarına sür sıcak sözlerini..Üşümüşlüğüme düşür gözlerindeki baharları..Bırakma beni yalnızlığın ayak dibine..Üşürüm avuçlarında...Ölürüm ayakuçlarında.....Kalakalırım yüreğimin yıkım çalışmalarında..Gitme, kal öylece.

    Uzaklığını unut..Ellerini uzat sadece...Zamansızlığını bırak..Kal bende..Gitme...Tut ellerimi..Topal olsa da yürüdüğümüz yollar yanımda kal..Gölgelerin yeter bana..Yüzü kirli, yüreği yaralı cocuğum ben.Şefkatine al beni..İçine çek beni..Sonra da hiç bırakma..Kanatlarımı salma uçurumlara....Bırakma beni “ bana “ ..Hep sende kalayım...

    Bir fincan huzur,
    Bir dirhem mutluluk yolla iç ceplerinde demlediğin...
    Beni “ sende “ sakla...
    Ben seninim...Nefesimdir yüreğim....
    Beni “ bende “ sildim
    Sende varolmak için...
    Hasretini ektim dudaklarıma
    Sende tamamlanmak için....

    Suyum ol,
    Soframda azık...
    Yüzümde tebessüm...
    Yüreğimde nefes...
    Ben ol....
    Ya ben sen olayım...

    Sakın bırakma beni...
    Yoksa düşerim adressiz coğrafyalara...

    Gözlerimi yıldız sermek için gündüzü bekleme...
    Her an sendeyim çünkü.....

    Gözlerinde sakla beni....
    Hayatın ta kendisi sensin çünki..
     
     

    Seni nasıl özlediğimi bir bilsen

    yanımda, yöremde yoksun. dokunmak, tutunmak istesem... başımda kavak yelleri eserken geldin. bu süt liman gecelerde sanadır, bunca sitem...

    bahçede bir kaç dal titrer, yüreğimde bütün bir sen. seni nasıl özlediğimi bir bilsen...

    yokuşlar çıkar karşıma birden, duvarlar yükselir, inceden. mesafeler uzar, zaman daralır, ufukta ufalır, ne kaldıysa önceden...

    salkım söğütlerden bir yaprak düşer, yüreğimden bütün bir sen. seni nasıl özlediğimi bir bilsen...
    işte...miadını dolduruyor, yaşanmamış sevdalar. bir daha yaşanmayacaklar. hasretlerini savuruyor, yüreğimde tüm ağaçlar. bil ki, sensizliği asla kuşanmayacaklar...

    gözlerimde iki damla yaş kalır, yüreğimde bütün bir sen...aahh, seni nasıl özlediğimi bir bilsen; seni nasıl özlediğimi bir bilsen...

    www.levent-tatli.spaces.live.com
    July 23

    NUH'un gemisi

    Ünlü bir yönetici, "bilmem gereken her şeyi, Nuh'un Gemisi'nden öğrendim," diyor. Nelermiş öğrendikleri?

    BİR: Doğru gemiyi kaçırma.

    İKİ:
    Hepimizin aynı gemide olduğunu unutma.

    ÜÇ:
    Vakit gelip çatmadan planını yap. Hz. Nuh, gemisini inşa ederken yağmur yağmıyordu!

    DÖRT:
    Kendine hep iyi bak ve büyük günü bekle. Altmışına merdiven dayadığında bile, gerçekten büyük bir iş yapman için önün açılabilir.

    BEŞ:
    Eleştirileri dinle, eleştirenlere kulak asma; yapılması gerekeni yapmaya devam et.

    ALTI:
    Geleceğini zirveler üzerine kur; dalgalar sana ulaşamasın.

    YEDİ:
    Ne olur ne olmaz, eşinle yola çık.

    SEKİZ:
    Hız her zaman kazandırmaz. Yılanlar da gemideydi, çıtalar da.

    DOKUZ:
    Üzerinde aşırı baskı hissettiğinde, bir süre boşlukta yüz.

    ON:
    Titanik'in profesyoneller, geminin ise amatörler tarafından yapıldığını
    unutma.
    ONBİR: Fırtınanın gücü ne olursa olsun, eğer Allah’ın safındaysan, seni bekleyen bir gökkuşağı mutlaka vardır.

                                  

    ALLAH  KENDİNE  TABİ  OLAN  KULLARINI  YOLDA BIRAKMAZ...İBRET  İSTERSEN  HAYATINA  BİR BAK....DOST  İSTERSEN  RABBİME  SIĞIN...

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    July 20

    Suskun çığlık

    Gözyaşıma karışıyor yağmur.Mis kokan toprak yerine artık hüzün kokusu bürüdü ortalığı...Sevgililer yürüyor önümde.Kıskanmam desem YALAN!Bağırıp çağırmak istiyorum neden benim sevdiğim yanımda değil?Neden adımlarım yapayalnız?Nedennn?Söyleyemiyorum...
    "SUS" diyor gönül...

    Dostlar gelip geçiyor benden.Sıralamak istiyorum soruları ardı sıra.Beni gerçekten seviyor musun?
    Acı günümde de yanımda olurmusun?
    Karanlığıma güneş,umutsuzluğuma umut olur musun?Beni sever misin?Gerçekten sevebilir misin?.... Olmuyor düğümleniyor dilim...
    "SUS" diyor gönül...

    Dünya... Yalan dünya... Genç yaşıma aldırmadan ne kadarda yorgun düşürdün ruhumu.Ah yalan dünya bıraksana beni,tutmasana karanlık kuytularında...

    İçim "ÇIĞLIK" dışım "SUSKUN"

    "SUS" diyor gönül yine... sus... sus...

    Duasız üşür yürekler...

    Duasiz üsür yürekler bil!..
    Sana bir dua eden olsun
    Sen birine dua et!

    Bilmezsin hangi kirik gönlün duasidir karanliklarini aydinlatan, sana ummadik kapilar açan..
    Bilmezsin kimin için ettigin duadir, seni böyle ayakta tutan...

    Hiç üsümesin yüreklerimiz için,
    Dualarda bulusalim..
    Daim dualasalim..
     
    July 19

    Yoksun...

    Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri
    Böyle çekip gitmek var mıydı ?
    Var mıydı böyle bitirmek ?
    Hani söz vermiştik birbirimize ?
    Kaç zaman geçti aradan
    Sen yoksun !
    Sana sığındığım geceler
    Alevleri gökyüzünde
    Bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız .
    Ve kan rengi şarapla yıkanmış
    Bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız .
    Bilirim dönmeyeceksin artık !
    Uzun zaman oldu
    Belki çoktan unuttun .
    Adın kaldı soğuk duvarlarında odamın
    Sigara paketlerinde şiirlerin
    Resimlerin bana gülen ,
    Cüzdanımda saç telin .
    Bir veda o geceden aklımda kalan
    Kekremsi bir tat
    Bir med cezir yüreğimde
    Ben vurgun yemiş bir yaralı
    Gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını
    Sen yoksun ...
    Hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni
    Yasak umutlara ve acılara inat
    Buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız
    Yıllandıkça güzelleşen
    Ve sen şiirler okusaydın geceleri
    Saçlarımı okşarken .
    Ellerimi tutsaydın ansızın
    Yüreğim eriseydi gözlerinde
    Yansaydım ateşinden .
    Sen ağlasaydın mutluluktan
    Ben ölseydim
    Yalnızca beni sevdiğini bilseydim .
    Seviyorum deseydin
    Bi kere söyleseydin
    Yanmazdım
    Yanmazdım böyle çekip gitmeseydin ...
    Bir veda o geceden aklımda kalan
    Bir günah, belki yasak
    Yanımda olsan şimdi, hiç konuşmasak
    Ağlasak bin kere pişman olsak
    Sonra yine bozsak yeminleri
    Sarılsak sımsıkı
    Öylece kalsak ...
    Gittin ...
    Kimbilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine
    Işığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni
    Körkütük aşkların ortasına düştün
    Yalanların pençesine .
    Belki birgün, bir gece
    Dar bir vakitte belki
    Hiç beklemezken seni gelirsin diye
    Ben hâlâ burdayım
    Sen yoksun !
    Lanet olsun ...



    Şebnem Kısaparmak

    www.levent-tatli.spaces.live.com