Levent's profileGÖZLER NE RENK OLURSA OL...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    March 27

    Özletiyor seni bu yağmurlar...

    Resim
    Burada yağmur yağıyor  
    Aralıksız yağıyor günlerdir  
    Ama sen yine de şemsiyeni  
    Almadan gel ilk otobüsle  

    Buğulanan camlara usulca  
    Yüzünü çiziyorum ki yüzün  
    Bir yağmur damlası olup  
    Düşüyor yapraklarına gülün  

    Güller de bozamıyor bu uzun  
    Karanlık sessizliğini kentin  
    Anılarını yitiriyor sokaklar  
    Bezirgânlaşıyor bulvar ışıkları  

    Tarih de kekemeleşiyor bazan  
    Ki o zaman aşktır tek bilici  
    Aşksa yürümek gibi bir şey  
    Duyabilmek kuşların gelişini  

    Anısı bizsek eğer bu kentin  
    Unuttuğu türküler bizsek  
    Acıyı rehin bırakıp bir güle  
    Anımsatmalıyız bunları bir bir

    Sonra yürümeliyiz seninle
    Sokaklara caddelere çıkmalıyız
    Belki bir aşktır bu kentin
    Belleğini geri getirecek olan

    Burada yağmur yağıyor ama sen
    Şemsiyeni almadan gel yine de
    Özletiyor bu çılgın sağanak seni
    Sırılsıklam özletiyor biliyor musun
                      Ahmet TELLİ
    March 25

    seviyorum seni

    Seviyorum seni, ekmeği tuza banıp
    Banıp yer gibi
    Geceleri ateşler içinde uyanarak
    Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi

    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken
    Büyürken gördüğüm
    Her sabah her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz alır beni

    Seni düşündükçe
    Gül dikiyorum ellerinin
    Değdiği yere
    Atlara su veriyorum
    Daha bir seviyorum
    Dağları gülüm her akşam seninle
    Yeşil bir zeytin tanesi
    Bir parça mavi deniz alır beni...
                           
                                                    Nazım Hikmet RAN
    March 22

    Seni düşündüğüm türkü...

    SENİ DÜŞÜNDÜĞÜM TÜRKÜ


    Benim bir canla sevip bin özlemle andığım,
    Bari gölgeni bırak bana
    Su çiçeklerinin en güzel yanları budur,
    Giderken gölgelerini verirler suya.
    Güz akşamları dal kıpırdamazken,
    Suda halkalanan gözleridir
    Sen de gölgeni bırak bana.
    Gönlümün bin güzelliğiyle inanıp sevdiğim,
    Güzelliğini burada ince ince aratma.
    Bir kıyıya, bir gün inen fırtına gibi
    Birdenbire bir şeyler bırak.
    Birşeyleri soğut, birşeyleri yak,
    Dağıt birşeyleri, birşeyleri kur.
    Kendini hiç yokmuşsun gibi bırakma
    Kafamın her yanıyla bir şeyler öğrendiğim ,
    Sonsuza uzanan sevinç, güzele vurgun tasa
    En azından bin yılda arayıp bulduğum,
    Bana aşk şiirleri yazdırma artık
    Beni burada gölgen gibi bırakma
    Afşar TİMUÇİN

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    March 19

    Yüreğinde yer varmı?

    YÜREĞİNDE YER VARMI?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Hisset!
    Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde
    Dolaşan damarlarımı...
    Hisset damarlarımın, kanımın
    Seni aramak için
    Deliler gibi dolaşmasını...

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini?
    Gönlümde esen rüzgârları dinle...
    Nefesimi tutmasam
    Gözlerindeki derin ovalarda titreyen
    Bütün yeşillikler kül olur,
    Sazlar büyür simsiyah,
    Kuruyan gözpınarlarında...

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni.
    Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere...
    İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz
    Saçlarının çizgilerinde süzülen...
    Rüzgârım sensin.
    Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim!
    Yüreğinde yer var mı?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin
    Üzerine düşen yaprak gibi;
    Düşürüyor musun gülüşlerini
    Ve öpüşlerini sesimin üstüne?
    Akıyor musun benimle beraber,
    Akıyor musun yıldızlara doğru?
    Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız?
    Neden her üşüyüşümde
    Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma,
    Neden eriyip kayboluyorlar?

    Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni?
    Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum...
    Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni...
    Hisset!
    Hisset, damarlarımdaki kanımın,
    Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını...
    Söylemiştim değil mi?
    İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz...
    Saçlarının çizgilerinde süzülen...
    Rüzgarım sensin.
    Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim.
    Yüreğinde yer var mı?

    Muammer Erkul

    www.levent-tatli.spaces.live.com


    March 18

    sen gelsen yeter..

    Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
    Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
    Hiç kimse aramasa sormasa beni
    Sen gelsen yeter...

    Huzur ellerinin güzelliğidir.
    Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
    Her sabah soframızda ekmeğimizi
    Sen bölsen yeter...

    Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
    Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
    Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
    Sen dolsan yeter...

    Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
    Bende sabır, sende naz...
    Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
    Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...

    Duymasa da hiç kimse
    Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
    Ve içimin şerha, şerha yarıldığını
    Sen bilsen yeter...

    Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
    Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
    Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
    Eğilsen yeter...

     

    Yavuz Bülent Bakiler

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    March 15

    yüreğim kanıyor...

    Sakin göllerin kuğusuyduk
    Salınarak suyun yatağında
    Yarılan ekmeğin buğusuyduk
    Göğsüm daralıyor, yüreğim kanıyor
    Olmasaydı sonumuz böyle...
    İkimiz birer yolcuyduk
    Aynı ormanda kaybolmuş
    Aynı çıtırtıya ürperen iki serçe
    Hep aynı yerde karşılaşırdık
    Tesadüf bu
    Dedim ya!
    Hiç yoktan susturuldu şarkımız
    Göğsüm daralıyor
    Yüreğim kanıyor
    Bitmeseydi bizim öykümüz böyle
    Olmasaydı sonumuz böyle
    Dağlarda çoban ateşiydik
    Dolanarak suyun yanağından
    Ceylanın pınara inişiydik
    Olmasaydı sonumuz böyle...
     

    Yusuf Hayaloğlu

               www.levent-tatli.spaces.live.com

    March 10

    Beni düşün...

    Ay doğarken bir söğüdün ardından

    Göl yüzünde sisli bir esinti ile

    Akşamın göğsüne hüzün serperek

    Ve Yağmurdan geceye çiçekli perdeler çekerek

     

    Beni düşün, Beni düşün, Unutma

     

    En umarsız en umutsuz günümde

    Bağrına bir yumruk çökeldiğinde

    Ve dağların mazlum ateşi

    O güzelim saçlarına cayır cayır yanıp ulaştığında

     

    Beni düşün, Beni düşün, Unutma

     

    Beni düşün bir kavganın içinde

    Helal bir ekemeğin peşinde

    Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin

    Can çekişen o son parçasınıda, sana sakladığımı bil

    Bil ki haykırırcasına bu esir gövdemi yakarcasına

    Kavuşmak için o serin bağrına

    Ateşten bir yol arıyorum

     

     

    Kar yağarken mor dağların ucundan

    Sol yerinde sessiz bir inilti ile

    Yastığın yüzüne yaşlar dökerek

    Ve Akşamdan gizlice bir ah çekerek

     

    Beni düşün, Beni düşün, Unutma

     

    Kan kızılı bir gelincik seherinde

    Sırtıma kahbe bir hançer indiğinde

    Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm

    Çığırtken bir gazete başlığında

    Çığlık Çığlık sana kavuştuğunda

     

    Beni düşün, Beni düşün, Unutma

     

    Beni düşün şehre her yağmur yağdığında

    Islak ve kırılgan bir türkünün içinde

    Göğsünden dudaklarına, doğru sancılı bir isyan kabardığında

    Bastırarak kalbini avuçlarınla

    Sesini okşadığımı bil

     

    Bil ki yalvarırcasına, uzayan yollara dağılırcasına

    Sonsuz bir mahşerin ortasında

    Bir zemzem suyu gibi seni seni özlüyorum

                                                                        Yusuf Hayaloğlu

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    March 09

    İntihar Mavi..

    Dağların dorukları dumanlı olur

    Geriye dönmez savaşçılar...

     

    Fırtınayla yıkanmıştır ömürleri

    Karla yıkanmıştır yüzleri...

    Bu yüzden asla vedalaşmaz

    Ve kılıçlarında taşırlar şiiri! .

     

    Bu yüzden sevdaları mahzundur

    Yürekleri kallavi!

    Alınları ihanet vurgunudur.

    Gözleri intihar mavi...

               Yusuf Hayaloğlu...

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    March 08

    Kandiliniz Mubarek olsun...

    Ruhum susamış suya...
    Kalbim özler seni
    Gözlerimi senin sevdiğin şeylere çevirdim,
    Kulaklarımı seni çağıranın ülkesine bıraktım.
    Ve susan bir toprak gibi bitkin kaldım.
    Biliyorum, çünkü senin sevgin yasamdan iyidir,
    Senin isimlerin lezzetidir dilimin,
    Kalbimi senin yoluna koydum.
    Ve ellerimi senin dergahına açtım.
    Bundan sonra da sana gelecek, senden bekleyeceğim.
    Böylece ruhum doyacak, kalbim vuslatını bulacak.
    Çünkü elimde, dilimde ve kalbimde senin övgün olacak.
    Seni zikrettiğim zaman, evrenin de zikrini duyuyorum.
    Görüyorum ki yalan değilim.
    Seni bizimle birlikte söyler alem, hem her anında.
    Senin meleklerindir dualarımıza amin katan.
    Ne güzel bir arzuyla ve rahmetin kokusuyla yağar yağmurlar,
    Sanki senin adini çağlar.
    Güneş ve ay, senin nurundan almış nasibini.
    Güneş senin sevginden böyle ateş, ay böylesine mahzun.
    Yıldızlardır seni müjdelerken göz kırpan.
    Irmaklar senin hasretinden böyle çağlar,
    Deniz bu ayrılıktan deli, böyle dalgalı...
    Ve hüzünlü hep ağlamaklı...
    Kuşların ümidi sen,
    Bitkilerin neşesi, çiçeklerin rengi sen...
    Ve insanların hiç bitmeyen duası sen!
    Müminlerin kalbi sen! Rahim sen!
    Sen, sonsuz aydınlıksın.
    Kalplerimizin hiç batmayan güneşisin.
    tüm varlığımla senin yolundayım.
    Tüm kalbimle arıyorum seni.
    Ne zaman sesleneceksin bana?
    Günahlarımın ve isyanlarımın karanlığından mi uzaklığın?
    Ama sen, sen ey RABBİM!
    Adaletinle değil, merhametinle gel bana.
    Tüm güzel sözlerimizi ve söyleşilerimizi katına kabul et.
    Dostluğunu verdiğin insanlar, gücümüz olsun.
    Bizi onların yoluna kat.
    İman, sevgi ve gözyaşının duygusunu canlandır
    Ve bu birlikle yeşert kalplerimizdeki ümidi ve neşeyi
    Şeytanın hilelerinden uzak eyle,
    Meleklerin hafifliğine kat bedenlerimizi.
    Yıpranmış hislerimizin mabedinden yalvarırız sana.
    Sonsuz rahmetinle yaralarımızı kapat.
    Karanlıkları indirmiş olsak da biz senin beldelerine,
    Nolur yalnız bırakma bizi.
    Yalvarırım bizi bir an olsun bize terk etme.
    Sevgin içimizde hep uyanık kalsın!
    Ve biz daima seninle yaşayalım, seninle ebedi olalım!
    Sevgiden öte bu RABBİM,
    Sana AŞIĞIM.
    Sen beni, kendine dost seçinceye kadar yaşat.
    Ve aşkınla yandığım bir anda canımı al,
    Ki, ÖLÜM "AŞKIMIN ADI"olsun
    !
    March 03

    Önce...

    Önce dünyama sesin girdi özlemli, kısık
    Bir mutluluk muştusu gibi ta uzaklardan
    Çok sonrası öptüğüm o gül dudaklarından
    Önce sesindi çağıran beni gür ve aydınlık

    Önce küçük ellerin kondu avuçlarıma
    Yolunu şaşırmış bir kus gibi, ürkek
    Alıştım her şeyine, her yerine giderek
    Saplandın iğnelerce parmak uçlarıma

    Önce bir akşamdı gelen seninle dopdolu
    İnanılmaz, doyulmaz, anlatılmaz, kanılmaz
    Bir akşamdı sevgiden, apaydınlık, bembeyaz
    Bir akşamdı, alev alev istekli, duygulu

    Her şey gerçekti, öylesine güzel, yalansız
    Ağladım sensiz gecen ve geçecek günlere
    Sende olumsuzluğun çağrısını duydum önce
    Sonra tutuşup, yandım ben, sevdalandım apansız.

    Ümit Yaşar Oğuzcan

    www.levent-tatli.spaces.live.com