Levent's profileGÖZLER NE RENK OLURSA OL...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
February 28 Yalnızlık...![]() Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum. Ne tuhaf, vaktim olmazdı yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık elde olmayan nedenle sudaki halkalar gibi genişleyen küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala. Şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem, yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım, şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara telefonun başına geçiyorum alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası gün ölüyor meşgul numaralarla şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem, şimdi ne kadar yalnız... yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız. Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum büyücü ellerimin kara sanatı yazı en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu bağışlamasız sanarken kendimi en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini denenmemiş başlangıçları göze aldım, hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı mutfağı beklemek hep bana kaldı bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim odalarınıza, ruhlarınıza buraya eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim. Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana, yalnızca, Merhaba, deseniz, o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz, bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size. Sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun sanki beni yeniden sevdiniz ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda, yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım o yıkanmış zamanlara... Yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler her zaman yalnızdım kitaplar kadar yalnız yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına. Her zaman yalnızdım yanardağlar kadar yalnız ey kafiye sevenler, şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız! Nankörlük etmeyeyim gene de, yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde yalnızlık için çalar telefonlar kapılar İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var
Murathan Mungan February 27 Kalbim unut bu şiiri...![]() uğuldayan ve hep uğuldayan
bir orman kadar üşüyorum şimdi yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda yanlış ve zehirli çiçekler açıyor kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık su ve ses kadar beklediğim ne kaldı geride, bilmiyorum uzanıp uyumak istiyorum gölgeme ve sarınmak o kocaman gözlerin uğuldayan rüzgârlarına bir acıyı yaşarım ve zehrinden çiçekler üretirim kömür karası uçurum kadar bir yalnızlık yaratırım kendime, atlarım anısı yoktur küçük rüzgârların yapraklarım yok artık kuşlarım yok büsbütün viran oldu dağlarım ezberimdeki türküler de savrulup gitti ömrümün karşılığı kalmadı sesimde sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü yanlış, daha baştan yanlış bir şiirdi bu, biliyorum ve belki ömrümüzün yakın geçmişi bu kadar doğruydu ancak, kimbilir kalbim unut bu şiiri .... Ahmet Telli
February 23 Diyemediklerim ol benim...
Suskunluklarımı gizledim sandığıma. Sen doğduğunda odama, ilmik ilmik çözülecek her satirim, February 22 Yüreğime yağmur yağar ve yüreğime dokunur hüzün..Yalnızlığımın Rengi Solar Gecenin Karanlığında..Gece Suskun..
Yüreğime Dokunur Hüzün Rüzgarı..İçimde Eser de Durur.. Sevdamın Derinliğine Çöktü Hasretin Közü..Alevi Durgun.. Kanar Yalnızlığım..Damarlarımda..Kanar İçime Vurur... Gülmeyi Unuttu Bakışlarım..Unuttu Aynalar.. Süzülür Gece Gözlerimde..Süzülür Simsiyahı İle.. İçime Volkanlar Patlar..Kuşatır Hislerimi..Sarar Yüreğimi Lavlar.. Yağmur..Hüzün Yağdırır Üzerime..Hüzün Yağar Yüreğime... Yükselen Çığlıklarımı Duyan Olmaz..Gece de.. Çözemez Zaman..Karanlığa Gömülen Kaderimi..Gece...Acı Kokan Rüzgarını Estirir Gözlerime.. Katran Sızar..Sızdıkça Sızar Yanan Yüreğime.. Hüzünle Bakar Gözlerim..Hüznü Konuşur Gayrı Dilim.. Kim Anlar ki? Sessizliğe Boğulan Hıçkırıklarımı.. Susmalıyım..Konuşmak Fayda Etmez..Acze Düşerken Hecelerim.. Yaşayan Var mı?Sorsam..Anlatsam Benim Yaşadıklarımı... Ve Bedenim Düşer..Yıkılıverir Öylece Yere.. Toprak Hüznümü Çeker Alır Yüreğimden.. Hasretini Unutur Yüreğim..Dalar Toprağımın..Derinlinğe.. En Derine Ve Ben Sensiz Karşılarım.. Yağmurun Yüreğime Yağışını... February 19 SENİ ARIYORUM![]() Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum... Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzğar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen Içimde ihtilaller kopmuş Kendimi sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum... Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz. İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel gör ki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum... AHMET SELÇUK İLKAN February 15 DUR GİTME VÜREYKA...![]() Dur gitme Vüreyka
Susacaklarım var sana Ben Raskolnikof krizindeyken Savrulduğum birşey vardı sende Çocukların kalbinde zehrevan Kadınlar kös peçelerde kargın Sense Hürmüz gölgesinde ebrar Bilmezdin ıslanmayı Vüreyka Bir dilşad tabuttu yağmur sana Çöl saçlarının kilidine yamanan Sancıyan meleklerin ıslığından kaçıp Sonsuzluğun kavisinden damlayan Bir bilettin bana cennetten Vüreyka İblisin kof mührünü rahlene deşmeyip Böğrümü körelten zifaf karanlığında Yakmasaydım kaburganın uçlarını Adını sen koyardım hiç korkmadan Kurtuluşa giden ne kadar yol varsa ![]() Hatırlar mısın Vüreyka
Cebel yüzünden elem akarken Kızılırmak kan alazlarındaydı Süphan'da ateş-kes böcekleri Ve Toros sırtlarında al yumru Nemrut'a değmezdi gözlerin Sen bende Erciyes kokardın Cebbâr sokakların kızı Vüreyka Akrep lekesinde titrek tebessüm Alabildiğine pos kaçardı kavline Sen aşkların eline meyletmeden Sana çiçekler ısmarlamıştı Hayy Bu yüzden berfin düşlerin yâri Çelenksiz ölümler zordu sana Balgın aklımın hasreti Vüreyka Sen bana türkülerle koşardın Ben sana Endülüs ağıtlarıyla Yıldızları karartan düşbaz değil Yüzünde mavi güneşler saklayan Levanten bir yolcuydun içimde Raylarımı çürütmeseydim eğer Fahhâr yollarımı sana yürütürdüm Bilseydim delişmen aşkların kızı Bilseydim şu rüveyha sevdamı Şeytanların ininden kiraladığımı Damar damar ayaklarına kapanmaz Sana hep mezarımdan bakardım Keşke bilebilseydim acını Vüreyka Mintanımı hoyrat bulutlara giydirip Kasırgalara emanet ederdim seni Keşmekeş güzlerin baharı Vüreyka
Sen bu dünyaya ne zaman ağlasan Cellat kırmızısı hüzünlere bürünürdü İçimdeki çocuğun ağustos gülüşleri Ve kemikleri sızlardı dudaklarımın Çünkü derimden içeri giren mayınlar Militan gözlerince örülmüştü Vüreyka Bu yüzdendi toprağına basmayışım Keşişleme kederler kovalardım hep Topuğumda ezdiğim nergislerin izi Ve safir alnımın özerk vadilerindeki Hannas bir menekşenin yalnızlığıyla Kazırdım sancılarımı incifer duvarlara Ama bilmiyordun sen namlusuzluğu Ve kaçıyordun beni esriten cezadan Oysa çarmıha gerseydin beni Vüreyka İman ederdi günahına tüm havariler Yazgımın nevzâr karanfili Vüreyka Kurşunların ağladığı günleri düşün Kalbimi hep umutlarla iliklerdin sen Şimdi ben seni ölüme ilikleyeceğim Gitmeliyim zindan şehirlerin hurisi Gitmeliyim sökerek ilmeğini aşkın Ve sana İbrahim gibi seslenmeliyim Ölümü hakedecek kadar yaşamadım Yaşamayı hakedecek kadar ölmeliyim Muhsin Kalender LEVENT EKŞİOĞLU
February 14 SENİ SEVİYORUM![]() Ne güzel şey seni seviyorum demek
Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel Her baharda , gece , gündüz Her saniye seni seviyorum Seni seviyorum seviyorum seni diyebilmek ne güzel .. Çünküsü yok , nedeni yok seni sevmenin Zamanı hiç yok . Dakikalar zaman üstü .. Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde . Ve hasretini içimde Seni seviyorum .. Sesini duymak istiyorum Uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak Hiç kapatmamak telefonu Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe Seni seviyorum .. Daha bir güzelleştim son günlerde Gözlerimin içi parlıyor Kabıma sığdıramıyom aşkı . Gülmek geliyor içimden , sokaklarda koşar adım yürümek Tanıdık tanımadık herkese selam vermek Merhaba ülkemin güzel insanları Hepinize , hepinize merhaba Sizi de seviyorum .. Yağmuru , denizi, kokusunu toprağımın Gök mavisinde güvercinleri , martıları Dağ eteklerinde gelincikleri En çok ta seni seviyorum . Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime Ve daha çok seviyorum limonlu çayı .. İyi ki doğdun , iyi ki varsın Doğum günün kutlu olsun Seni çok seviyorum Yaşamaksa seni sevmek , Ben hiç ölmedim , Seni seviyorum ... Şebnem KISAPARMAK LEVENT EKŞİOĞLU February 13 Düşlere uyuyorum...![]() Burdayım….Burda… Şimdi her şeyin sonrasında.. Öyle sakin, Susturdum sesimin yankılarını… Burdayım…Burda… Anılarım göçerken daha sıcak iklimlere, Ve bi ağacın kovuğuna gizlemiştim alel-acele, Geceydi …Uzakların yolları, Dudağımdaki şarkıların sözleri yoktu..Yürek yüreği görmüyodu El yordamı çöktüm bir duvar kenarına… Ve yan yana dizip yetim cümlelerimi bir gözyaşı şişesinin içine akıttım…… Bir tanesini bile düşürmeden yerlere… İkiden eksilen oldum,bire sığmıyorken..Cümlelerimden ve sevgilerden vazgeçtim ….. Ruhumun alevini üfleyip,kendimi kendimin üzerine çekip uykulara yatırdım bedenimi… Geceydi..Yürek yüreği görmüyodu…. Sonra,kaç sonra geçti bilmiyorum,birer birer azaldı korkularım.. Sonra iliklerim ısındı sanki, Aralandı sıktığım avuçlarım,bileklerimdeki nabız çözüldü yeniden… “teşekkür ederim”ve ardından yaz geldi…
Burdayım…Burda… Yükseliyorum…. Tüm saatlere sırtımı döndüm,bak işte bu kadar kolay,işte zamanı durdurdum… Tüm küllerini savurdum başka yüreklerin,yaşamın közüne çıplak ellerimle dokundum …. kimse yolmasın diye kokusunu,ayda yetiştirdim bu kez çiçeklerimi.. Ve büyüttüm içimden yeni şarkılar mırıldanarak… Ve sonra dizlerimin üzerinde kağıt gemiler yaptım ellerimle “batarsa suya,varırsa çiçekleri ruhunda saklayana varsın”deyip, El salladım umudum “rastgele”…. Buradayım….Burda…. Öyle sakin,, Gerçeklerden uyandım,Düşlere uyuyorum………
www.levent-tatli.spaces.live.com LEVENT EKŞİOĞLU February 12 GİTTİKÇE İSTANBUL OLUYORSUN![]() Sabah ezanları ayrılığa çağırıyor beni, Üsküdar vapuruna son binen yolcu olmayı ben seçmiyorum. Dolmabahçede dolan gözlerim, Arkandan bir kova su oluyor, Erken gelesin diye. İki gözüm iki köprü, Arabalar mı hızlı akıyor Yoksa Gözyaşlarım mı?
Beyazıt meydanında mendilimi yitiriyorum;
Yerebatan kuruyor,
Yerebatasıca gurbet,
Beni can evimden vuruyor.
Süleymaniye gibi heybetli oluyorsun bazen,
Ortaköy gibi mağrur,
Kızkulesi gibi yalnız
Ayasofya gibi mahsun olma diye;
Uzatıyorum elimi Yeditepe üstünden,
Elin elime değmeden,
Ayaklarım Haliç´e değiyor,
Sen istanbul oluyorsun,
Ben deniz.
Tam ortasından geçiyorum bu şehrin.
Bir yanım Avrupa,
Diğer yarım Asya,
İki yakamı bir araya getiremiyorum,
Sen ulaşılmaz oluyorsun,
Ben uzlaşılmaz.
Galata kulesinden uzatmanı bekliyorum saçlarını,
Sen prenses oluyorsun;
İstanbul rüyalar şehri.
Sultanahmet meydanına bağlıyorum atımı,
Atım tarih oluyor,
Adın istanbul.
Bir bir ışıkları yanıyor şehrin,
Bir siluet gibi önümde duruyorsun,
Sende beyoğlu gibi beni umursamıyorsun,
Gittikçe istanbul oluyorsun.
Ben,
Fatih´in
Eyyüp Sultan´ın olan
Bu kutlu kentte
Sadece senin olmak istiyorum.
Gittikçe istanbul oluyorsun,
Gitme öyleyse,
İki istanbul hasreti,
Fazla bu gönüle…
Said Ercan
www.levent-tatli.spaces.live.com
LEVENT EKŞİOĞLU EY YAR...Hey Yar!.. ölesim var yine bu gece, Ölesim var Yar!.. Ölesim var Yar!.. Ölesim var Yar!… Ölesim var Yar!.. Ölesim var Yar!.. www.levent-tatli.spaces.live.com LEVENT EKŞİOĞLU February 08 CEMAL SAFİ den bir şiir...Var mı beni içinizde tanıyan?
Yaşanmadan çözülmeyen sır benim! Kalmasa da şöhretimi duymayan, Kimliğimi tarif etmek zor benim. * Kimsesizim hısmım da yok hasmım da... Görünmezim cismim de yok resmim de.. Dil üzmezim tek hece var ismimde, Barınağım gönül denen yer benim. * Bülbül benim lisanımla ötüştü, Bir gül için can evinden tutuştu, Yüreğine toroslardan çığ düştü, Yangınımı söndürmedi kar benim. * Niceler sultandı, kraldı, şahtı; Benimle değişti talihi bahtı; Yerle bir eyledim tâc ile tahtı; Akıl almaz hünerlerim var benim. * Kamil iken cahil ettim alimi, Vahşi iken yahşi ettim zalimi, Yavuz iken zebun ettim Selim’i, Her oyunu bozan gizli zor benim. * İlahimle Mevlana'yı döndürdüm, Yunusumla öfkeleri dindirdim, Günahımla çok ocaklar söndürdüm, Mevla’danım; hayır benim, şer benim. * Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di; Hatrım için yüce dağlar delindi; Bilek gücüm Ferhat ile bilindi; Kuvvet benim, kudret benim, şer benim, * Yeryüzünde ben ürettim veremi; Lokman hekim bulamadı çaremi; Aslı için kül eyledim Keremi; İbrahimin atıldığı kor benim. Benim adım AŞK! *CEMAL SAFİ LEVENT EKŞİOĞLU |
|
|