Levent's profileGÖZLER NE RENK OLURSA OL...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    February 28

    Yalnızlık...

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum. Ne tuhaf, vaktim olmazdı yalnızlığı bunca bilirken kendimi hiç yalnız sanmazdım çevremde hep birileri vardı, ben hep birilerinin yanındaydım günler belirsiz bir gelecek için neredeyse kendiliğinden hazırlanırdı aramızda habersiz gidip gelen gündelik armağanlarla kendi kendini taşıyan bir ırmağın akıntısında hayat bizi kendi sahillerimize ulaştırırdı bazı evlerden taşınırdık, bazı insanlar girip çıkardı hayatımıza bazı mektuplar alırdık, bazı sözler, çiçek selamları sonraları bazı tanıdıklarımızın ölümleriyle de karşılaştık elde olmayan nedenle sudaki halkalar gibi genişleyen küçük alınganlıklardan büyük dargınlıklara vazgeçişler, unutuşlar, kayıplar birbirimizi çok sevdik hep yıllarla azala azala.

    Şimdi ne zaman yalnız kaldığımı düşünsem, yalnız olmadığımı kanıtlamak istiyorum kendime eskiden iki albüme sığdırdığım hayatım, şimdi sığmıyor eskilenlerle çoğalmış fotograflara telefonun başına geçiyorum alt alta dizilmiş onca ad arasında seken ömür parçası gün ölüyor meşgul numaralarla şimdi ne zaman yalnız olduğumu düşünsem, şimdi ne kadar yalnız... yalnız olduğumu anlamam için beni hiç yalnız bırakmadınız.

    Ben ne zaman yalnız kaldım, bilmiyorum her zaman yalnızdım, bunu biliyorum büyücü ellerimin kara sanatı yazı en çok ben onardım dostlukları, en çok benim elim dikiş tuttu bağışlamasız sanarken kendimi en çok ben unuttum kalbimin benden sakladıklarını tığla içeri çektim takılmış kazakların ipini denenmemiş başlangıçları göze aldım, hafifletilmiş hasarları, görmezden gelinen enkazı mutfağı beklemek hep bana kaldı bir şiirden bir romandan bir filmden çıkıp her seferinde aydınlık bir inat gibi yeniden karıştım hayata hiç el değmemiş gibi yeniden konuk geldim odalarınıza, ruhlarınıza buraya  eski aşklarım neredesiniz? Hepinizi çok özledim. Şimdi birdenbire bir köşeden çıkıp bana, yalnızca, Merhaba, deseniz, o zamanlar hiç mutlu etmediğiniz kadar mutlu edersiniz, bir zamanlar bütün ağladıklarımı geri verebilirim size.

    Sağ olun demenk isterim, sağ olun, sağ olun sanki beni yeniden sevdiniz ama biliyorum, pis bir yağmur başlıyor, şemsiyem yok yanımda, yağmurda yürümekten nefret ederken, yürümekte ısrarlıyım gene de isterseniz, kederdeki bütünlük, diyelim buna ne kadar ıslansam, o kadar çıkacağım sanki bir zamanlar çok daha bütün olduğumu sandığım o yıkanmış zamanlara...

    Yeni değil keşfine gençlik verilmiş gerçekler her zaman yalnızdım kitaplar kadar yalnız yalnızca yalnızlığımdan gürültücü bir kalabalık yaptım herkes için farklı aldanışlar kurtarılmış hayatlar yok pahasına. 

    Her zaman yalnızdım yanardağlar kadar yalnız ey kafiye sevenler, şimdi beni gökyüzünde bir yıldız sananlar, yanıldınız!  

    Nankörlük etmeyeyim gene de, yalnızlığımı daha az hissettiğim anlarım oldu yalnız  evimde hep aynı anda çalar telefonla kapı gene öyle oluyor; hiç yalnız bırakmazlar beni yalnızlık bilgisiyle çatılmış arkadaşlıkların korunaklı gölgesinde yalnızlık için çalar telefonlar kapılar İstersen bana uğra, ya da, Akşama buluşalım, ölmeden yapacak çok iş var 

    Murathan Mungan

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    February 27

    Kalbim unut bu şiiri...

    uğuldayan ve hep uğuldayan
    bir orman kadar üşüyorum şimdi
    yanlış rüzgârlar esiyor dallarımda
    yanlış ve zehirli çiçekler açıyor
    kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

    su ve ses kadar beklediğim
    ne kaldı geride, bilmiyorum
    uzanıp uyumak istiyorum gölgeme
    ve sarınmak o kocaman gözlerin
    uğuldayan rüzgârlarına

    bir acıyı yaşarım ve zehrinden
    çiçekler üretirim kömür karası
    uçurum kadar bir yalnızlık
    yaratırım kendime, atlarım
    anısı yoktur küçük rüzgârların

    yapraklarım yok artık kuşlarım yok
    büsbütün viran oldu dağlarım
    ezberimdeki türküler de savrulup gitti
    ömrümün karşılığı kalmadı sesimde
    sesimde yalnız ormanların gümbürtüsü

    yanlış, daha baştan yanlış
    bir şiirdi bu, biliyorum
    ve belki ömrümüzün yakın geçmişi
    bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
    kalbim unut bu şiiri ....
                                Ahmet Telli
    February 23

    Diyemediklerim ol benim...

    Suskunluklarımı gizledim sandığıma. Sen doğduğunda odama, ilmik ilmik çözülecek her satirim,
    sana dair ne varsa biriktirdiğim, avaz bağıracağım...

    Şehrimdeki gri’liği kapatsın kahve gözlerin, unuttursun bütün hüzünlerini kentimin.
    Yine beterim yine kötüyüm bugün..Vuslatı yakın eden kuşlarda terk-i diyar ediyor. Gün güne hasret ekliyor...

    Sabır kuyularının dibindeyim, çaresiz gelmeni ve dünyamı aydınlatmanı bekliyorum.

    Gözlerin yollarımda biliyorum. Ama sen aldırma yüreğimde biriken senli cümlelerin tenhalığına..
    Dedim ya biriktiriyorum suskunluklarımı sandığımda.

    Diyemediklerim ol benim, hiç söylemediklerimde kaybolsun Samanyolu gözlerin. $ehr-i perişan buralar.
    Kus uçmaz kervan geçmez derler ya, öyle bir yerdeyim sanki avare olmuşum ben benden bihaber.

    Hasretin gibi çarpıyorum kapıları,
    Bazen duracak zannediyorum geveze kalbimi, boynu bükük gediyor saatlerim. Gecenin en koyu demi kahve gözlerin..

    Bir cümlelik yerim var mi yüreğinde sakladığın?
    Ne olur diyorum ne olur gel, gel gülmeye hasret yüzümü güldür. Al sensizliğimi bana benliğimi, seni ver.
    istersen bakma yüzüme, konuşma istersen tek bir kelime bile ama yeter ki gel...

    Hangi hayalin pesinden koşacak yoksa yüreğim? Ya gelmezsen, bilir misin ne olacak benim halim?
    Günışığına hasret gece gibi gülsüzüne hasret bırakma beni...
    Yüreğimden tuza bandırılmış acılarımı sensizliğe salıyorum.
    Usul usul sana geliyorum, gece yarısı arala perdeni sevdiğim...

    Yüklemim ben, öznesiz olamam,
    sesini duymadan bir an yapamam.
    Kimse kurtarmasın beni sensizlikten
    sen yokken eksiliyorum cümlelerimden.
    Alışamasam da yokluğuna
    Yasamayı da, sevmeyi de bilirim seni, sensiz her anımda.

    Hiçbir kalıba sığdıramıyorum senli mutluluklarımı.
    Hani zaman geçse derdik ya bir yanımız eksikken,
    gecmesin simdi! Kovalamasın birbirini akreple yelkovan...
    Vuslatla kelepçeledim bileklerimi, kimse koparamayacak zincirlerimi...

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    February 22

    Yüreğime yağmur yağar ve yüreğime dokunur hüzün..

     
    Yalnızlığımın Rengi Solar Gecenin Karanlığında..Gece Suskun..
    Yüreğime Dokunur Hüzün Rüzgarı..İçimde Eser de Durur..
    Sevdamın Derinliğine Çöktü Hasretin Közü..Alevi Durgun..
    Kanar Yalnızlığım..Damarlarımda..Kanar İçime Vurur...

    Gülmeyi Unuttu Bakışlarım..Unuttu Aynalar..
    Süzülür Gece Gözlerimde..Süzülür Simsiyahı İle..
    İçime Volkanlar Patlar..Kuşatır Hislerimi..Sarar Yüreğimi Lavlar..
    Yağmur..Hüzün Yağdırır Üzerime..Hüzün Yağar Yüreğime...
    Yükselen Çığlıklarımı Duyan Olmaz..Gece de..
    Çözemez Zaman..Karanlığa Gömülen Kaderimi..Gece...Acı Kokan Rüzgarını
    Estirir Gözlerime..
    Katran Sızar..Sızdıkça Sızar Yanan Yüreğime..

    Hüzünle Bakar Gözlerim..Hüznü Konuşur Gayrı Dilim..
    Kim Anlar ki? Sessizliğe Boğulan Hıçkırıklarımı..
    Susmalıyım..Konuşmak Fayda Etmez..Acze Düşerken Hecelerim..
    Yaşayan Var mı?Sorsam..Anlatsam Benim Yaşadıklarımı...

    Ve Bedenim Düşer..Yıkılıverir Öylece Yere..
    Toprak Hüznümü Çeker Alır Yüreğimden..
    Hasretini Unutur Yüreğim..Dalar Toprağımın..Derinlinğe..
    En Derine Ve Ben Sensiz Karşılarım..
    Yağmurun Yüreğime Yağışını...
    February 19

    SENİ ARIYORUM

    Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım

    Sensizliğin köşe başındayım

    Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar

    Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum

    Bütün umutsuzluğuma inat

    Yine seni arıyorum...


    Dudaklarımda bildiğin o ıslık

    Sokak lambalarına sığınıyorum

    Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle

    Bir deli rüzğar saçlarımda

    Yalnızlıktan üşüyorum

    Bulamayacağımı bile bile

    Yine seni arıyorum...


    Anlatacak nelerim var bir bilsen

    Içimde ihtilaller kopmuş

    Kendimi sürgüne verdim

    Mutluluğum çoktan iflas etmiş

    İtiraza hakkım yok biliyorum

    Beni savunmak sana düştü

    Seni arıyorum...


    Yarım kalmış şiirlerim gibisin

    Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda

    Öylesine eksiğim sensiz

    Öylesine sahipsiz.


    İşte  bütün umutlara havlu attım gidiyorum

    İçinde geç kalmışlığın çaresizliği

    Çocuklar gibi ağlıyorum

    Ve gel gör ki her damla gözyaşımda

    Yine seni arıyorum...

              AHMET SELÇUK İLKAN
    February 15

    DUR GİTME VÜREYKA...

    kilise
    Dur gitme Vüreyka
    Susacaklarım var sana

    Ben Raskolnikof krizindeyken
    Savrulduğum birşey vardı sende
    Çocukların kalbinde zehrevan
    Kadınlar kös peçelerde kargın
    Sense Hürmüz gölgesinde ebrar
    Bilmezdin ıslanmayı Vüreyka
    Bir dilşad tabuttu yağmur sana
    Çöl saçlarının kilidine yamanan

    Sancıyan meleklerin ıslığından kaçıp
    Sonsuzluğun kavisinden damlayan
    Bir bilettin bana cennetten Vüreyka
    İblisin kof mührünü rahlene deşmeyip
    Böğrümü körelten zifaf karanlığında
    Yakmasaydım kaburganın uçlarını
    Adını sen koyardım hiç korkmadan
    Kurtuluşa giden ne kadar yol varsa
    Hatırlar mısın Vüreyka
    Cebel yüzünden elem akarken
    Kızılırmak kan alazlarındaydı
    Süphan'da ateş-kes böcekleri
    Ve Toros sırtlarında al yumru
    Nemrut'a değmezdi gözlerin
    Sen bende Erciyes kokardın

    Cebbâr sokakların kızı Vüreyka
    Akrep lekesinde titrek tebessüm
    Alabildiğine pos kaçardı kavline
    Sen aşkların eline meyletmeden
    Sana çiçekler ısmarlamıştı Hayy
    Bu yüzden berfin düşlerin yâri
    Çelenksiz ölümler zordu sana

    Balgın aklımın hasreti Vüreyka
    Sen bana türkülerle koşardın
    Ben sana Endülüs ağıtlarıyla
    Yıldızları karartan düşbaz değil
    Yüzünde mavi güneşler saklayan
    Levanten bir yolcuydun içimde
    Raylarımı çürütmeseydim eğer
    Fahhâr yollarımı sana yürütürdüm

    Bilseydim delişmen aşkların kızı
    Bilseydim şu rüveyha sevdamı
    Şeytanların ininden kiraladığımı
    Damar damar ayaklarına kapanmaz
    Sana hep mezarımdan bakardım
    Keşke bilebilseydim acını Vüreyka
    Mintanımı hoyrat bulutlara giydirip
    Kasırgalara emanet ederdim seni
    resim-dsci0026-jpg
    Keşmekeş güzlerin baharı Vüreyka
    Sen bu dünyaya ne zaman ağlasan
    Cellat kırmızısı hüzünlere bürünürdü
    İçimdeki çocuğun ağustos gülüşleri
    Ve kemikleri sızlardı dudaklarımın
    Çünkü derimden içeri giren mayınlar
    Militan gözlerince örülmüştü Vüreyka
    Bu yüzdendi toprağına basmayışım

    Keşişleme kederler kovalardım hep
    Topuğumda ezdiğim nergislerin izi
    Ve safir alnımın özerk vadilerindeki
    Hannas bir menekşenin yalnızlığıyla
    Kazırdım sancılarımı incifer duvarlara
    Ama bilmiyordun sen namlusuzluğu
    Ve kaçıyordun beni esriten cezadan
    Oysa çarmıha gerseydin beni Vüreyka
    İman ederdi günahına tüm havariler

    Yazgımın nevzâr karanfili Vüreyka
    Kurşunların ağladığı günleri düşün
    Kalbimi hep umutlarla iliklerdin sen
    Şimdi ben seni ölüme ilikleyeceğim
    Gitmeliyim zindan şehirlerin hurisi
    Gitmeliyim sökerek ilmeğini aşkın
    Ve sana İbrahim gibi seslenmeliyim
    Ölümü hakedecek kadar yaşamadım
    Yaşamayı hakedecek kadar ölmeliyim

    Muhsin Kalender
    LEVENT EKŞİOĞLU

     
    February 14

    SENİ SEVİYORUM

    Ne güzel şey seni seviyorum demek
    Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel
    Her baharda , gece , gündüz
    Her saniye seni seviyorum
    Seni seviyorum seviyorum seni diyebilmek ne güzel ..
    Çünküsü yok , nedeni yok seni sevmenin
    Zamanı hiç yok .
    Dakikalar zaman üstü ..
    Utangaç bir gecenin kucağında
    Yağmurlar vuruyor pencereme
    Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına
    Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında
    Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde .
    Ve hasretini içimde
    Seni seviyorum ..
    Sesini duymak istiyorum
    Uyumadan önce
    Sabahlara kadar konuşmak
    Hiç kapatmamak telefonu
    Aynı düşlere uyumak sonra
    Ve uyanmak aynı güneşe
    Seni seviyorum ..
    Daha bir güzelleştim son günlerde
    Gözlerimin içi parlıyor
    Kabıma sığdıramıyom aşkı .
    Gülmek geliyor içimden , sokaklarda koşar adım yürümek
    Tanıdık tanımadık herkese selam vermek
    Merhaba ülkemin güzel insanları
    Hepinize , hepinize merhaba
    Sizi de seviyorum ..
    Yağmuru , denizi, kokusunu toprağımın
    Gök mavisinde güvercinleri , martıları
    Dağ eteklerinde gelincikleri
    En çok ta seni seviyorum .
    Senin sevdiğin gibi topluyorum saçlarımı
    Siyah kazağımı daha çok yakıştırıyorum kendime
    Ve daha çok seviyorum limonlu çayı ..
    İyi ki doğdun , iyi ki varsın
    Doğum günün kutlu olsun
    Seni çok seviyorum
    Yaşamaksa seni sevmek ,
    Ben hiç ölmedim ,
    Seni seviyorum ...

    Şebnem KISAPARMAK
    LEVENT EKŞİOĞLU
    February 13

    Düşlere uyuyorum...

    Burdayım….Burda…
    Tüm çizgilerini yıkadım işte avuçlarımın…
    Suya akıttım tüm yazgılarımı…

    Şimdi her şeyin sonrasında..
    Tüm başlangıçların öncesindeyim….

    Öyle sakin,
    Öyle sessiz,
    öyle kendimleyim……

    Susturdum sesimin yankılarını…

    Burdayım…Burda…
    Ayakkabılarımın içinde,emanetlerimin peşinde yürüyorum………

    Anılarım göçerken daha sıcak iklimlere,
    Ben bi kırlangıcın yarı yıkılmış yuvasına saklamıştım ..
    Bir zamanlar korkmuş yüreğimi…

    Ve bi ağacın kovuğuna gizlemiştim alel-acele,
    Bir mendile sarıp yarı mavi,yarı çocuk düşlerimi….

    Geceydi …Uzakların yolları,

    Dudağımdaki şarkıların sözleri yoktu..Yürek yüreği görmüyodu

    El yordamı çöktüm bir duvar kenarına…
    İçimden parça parça koparıp kalbimi,işaretler bıraktım hiç kimselere…

    Ve yan yana dizip yetim cümlelerimi bir gözyaşı şişesinin içine akıttım……

    Bir tanesini bile düşürmeden yerlere…

    İkiden eksilen oldum,bire sığmıyorken..Cümlelerimden ve sevgilerden vazgeçtim …..

    Ruhumun alevini üfleyip,kendimi kendimin üzerine çekip uykulara yatırdım bedenimi…

    Geceydi..Yürek yüreği görmüyodu….
    En karanlık kabuslarda bile açmadım gözlerimi dişlerimi sıktım..
    Kan sızarken dudaklarımdan,bir kez olsun yakınmadım….

    Sonra,kaç sonra geçti bilmiyorum,birer birer azaldı korkularım..
    Birer birer açıldı örtüleri gözlerimin siyahının…
    Sonra gün ışığı sızdı önce inceden,Sonra mevsim değişti kendiliğinden…

    Sonra iliklerim ısındı sanki,
    Ve elini yüzümde gezdirdi sıcacık bi düşün içinden bir çiçek..
    Ve sanki uzanıp kirpiğimdeki nemden öptü bir melek …

    Aralandı sıktığım avuçlarım,bileklerimdeki nabız çözüldü yeniden…
    Uzaklara bi rüzgar esti yüreğimden“teşekkür ederim” dedi hiç kullanılmamış bir dille,çok güzel bir düşe…..

    “teşekkür ederim”ve ardından yaz geldi…

    Burdayım…Burda…
    Dudağımın kenarındaki kıvrımda gülümsüyorum…Ve yeniden topluyorum savurduklarımı,Yeniden rüzgar kanatlarımın altında..

    Yükseliyorum….

    Tüm saatlere sırtımı döndüm,bak işte bu kadar kolay,işte zamanı durdurdum…

    Tüm küllerini savurdum başka yüreklerin,yaşamın közüne çıplak ellerimle dokundum ….

    kimse yolmasın diye kokusunu,ayda yetiştirdim bu kez çiçeklerimi..

    Ve büyüttüm içimden yeni şarkılar mırıldanarak…

    Ve sonra dizlerimin üzerinde kağıt gemiler yaptım ellerimle
    Ve bi çiçek yükledim her kağıt gemiye
    Ve saldım hayat ırmağına
    Ve uğurladım.

    “batarsa suya,varırsa çiçekleri ruhunda saklayana varsın”deyip,

    El salladım umudum “rastgele”….

    Buradayım….Burda….
    Şahdamarımın içinde akıyorum..

    Öyle sakin,,
    Öyle sessiz,,
    Öyle
    Kendimleyim….

    Gerçeklerden uyandım,Düşlere uyuyorum………

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    LEVENT EKŞİOĞLU

    February 12

    GİTTİKÇE İSTANBUL OLUYORSUN

    Sabah ezanları ayrılığa çağırıyor beni,

    Üsküdar vapuruna son binen yolcu olmayı ben seçmiyorum.

    Dolmabahçede dolan gözlerim,

    Arkandan bir kova su oluyor,

    Erken gelesin diye.

    İki gözüm iki köprü,

    Arabalar mı hızlı akıyor

    Yoksa Gözyaşlarım mı?

    Beyazıt meydanında mendilimi yitiriyorum;

    Yerebatan kuruyor,

    Yerebatasıca gurbet,

    Beni can evimden vuruyor.

    Süleymaniye gibi heybetli oluyorsun bazen,

    Ortaköy gibi mağrur,

    Kızkulesi gibi yalnız

    Ayasofya gibi mahsun olma diye;

    Uzatıyorum elimi Yeditepe üstünden,

    Elin elime değmeden,

    Ayaklarım Haliç´e değiyor,

    Sen istanbul oluyorsun,

    Ben deniz.

    Tam ortasından geçiyorum bu şehrin.

    Bir yanım Avrupa,

    Diğer yarım Asya,

    İki yakamı bir araya getiremiyorum,

    Sen ulaşılmaz oluyorsun,

    Ben uzlaşılmaz.

    Galata kulesinden uzatmanı bekliyorum saçlarını,

    Sen prenses oluyorsun;

    İstanbul rüyalar şehri.

    Sultanahmet meydanına bağlıyorum atımı,

    Atım tarih oluyor,

    Adın istanbul.

    Bir bir ışıkları yanıyor şehrin,

    Bir siluet gibi önümde duruyorsun,

    Sende beyoğlu gibi beni umursamıyorsun,

    Gittikçe istanbul oluyorsun.

    Ben,

    Fatih´in

    Eyyüp Sultan´ın olan

    Bu kutlu kentte

    Sadece senin olmak istiyorum.

    Gittikçe istanbul oluyorsun,

    Gitme öyleyse,

    İki istanbul hasreti,

    Fazla bu gönüle…

    Said Ercan

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    LEVENT EKŞİOĞLU

    EY YAR...

    Hey Yar!.. ölesim var yine bu gece,
    Herşeyi bırakıp toprak altına giresim…
    Bundardır zannımca tütünümden en derinleri çekişim…

    Ölesim var Yar!..
    Yüreğimde çizili resmin ama ellerim sensizliğin soğukluğunda,
    gözlerim görmeyen gözlerinin ağlamasında…

    Ölesim var Yar!..
    Sensiz kalışın çaresizliğine yanasım…
    Seni hatırlatan gecelere haykırışım…
    Seni bilipte bilinmemezliğime isyanım var…

    Ölesim var Yar!…
    Canan değil Can olduğumu duyasım…
    Bütün aşk namelerine Seni yazasım…
    Mutluluğu senle tadasım var..

    Ölesim var Yar!..
    Bu ruhu bu candan çıkarasım,gömesim…
    Bu geceyi sensizliğin son gecesi yapasım…
    Bu yüreği senle bırakıp başım alıp gidesim var…

    Ölesim var Yar!..
    Duymazmısın yavaşlayan yürek atışımı?!
    Ölesim var Yar Ölesim var…

    www.levent-tatli.spaces.live.com

    LEVENT EKŞİOĞLU

    February 08

    CEMAL SAFİ den bir şiir...

    Var mı beni içinizde tanıyan?
    Yaşanmadan çözülmeyen sır benim!
    Kalmasa da şöhretimi duymayan,
    Kimliğimi tarif etmek zor benim.

    *
    Kimsesizim hısmım da yok hasmım da...
    Görünmezim cismim de yok resmim de..
    Dil üzmezim tek hece var ismimde,
    Barınağım gönül denen yer benim.

    *
    Bülbül benim lisanımla ötüştü,
    Bir gül için can evinden tutuştu,
    Yüreğine toroslardan çığ düştü,
    Yangınımı söndürmedi kar benim.

    *
    Niceler sultandı, kraldı, şahtı;
    Benimle değişti talihi bahtı;
    Yerle bir eyledim tâc ile tahtı;
    Akıl almaz hünerlerim var benim.

    *
    Kamil iken cahil ettim alimi,
    Vahşi iken yahşi ettim zalimi,
    Yavuz iken zebun ettim Selim’i,
    Her oyunu bozan gizli zor benim.

    *
    İlahimle Mevlana'yı döndürdüm,
    Yunusumla öfkeleri dindirdim,
    Günahımla çok ocaklar söndürdüm,
    Mevla’danım; hayır benim, şer benim.

    *
    Sebep bazı Leyla, bazı Şirin'di;
    Hatrım için yüce dağlar delindi;
    Bilek gücüm Ferhat ile bilindi;
    Kuvvet benim, kudret benim, şer benim,

    *
    Yeryüzünde ben ürettim veremi;
    Lokman hekim bulamadı çaremi;
    Aslı için kül eyledim Keremi;
    İbrahimin atıldığı kor benim.
    Benim adım AŞK!

    *CEMAL SAFİ
    LEVENT EKŞİOĞLU
    February 07

    Son pişmanlık...


     


     


     
     
     


     
     


     
     


     
     
     
     


     
     
     


     
     
     


     
     
     


     
     


     
     


     
     
     


     
     
     


     
     


     
     
     


     
     
     


     
     www.levent-tatli.spaces.live.com

                                                            LEVENT EKŞİOĞLU