More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  GÖZLER NE RENK OLURSA OL...PhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community
View space
oa122413
View space
....
View space
นภัส
View space
hatice
View space
şimşek
View space
mehmet
View space
ikizmaya
View space
MOTCHINO WATCH ,FRENCH BEST WATCH COLLECTION

Kırmızı gülHoşgeldiniz Kırmızı gül ...Takdir ve Tedkitlerimiz baştacımdır...Takdirleriniz ile daha azimle çalışır,tenkidleriniz ile daha güzeli bulmaya çalışırız vesselam... levent_tatli@hotmail.com
  • October 03 4:58 PM
     
    hayırlı günler
  • September 27 3:25 PM
     



    $imdi bir akıntıdır eLLerim,
    Ve ben sana doLar ta$arım.
    Sen sabahLarımı ta$ıyan bir buLut,
    En derin dü$üncem…
    Denqesiz ya$antımın ipucu yanı,
    SaçmLıkLarımın yeqane sebebi.





    Bir yaLnızLık doLar qözLerime,
    Sen kirpikLerimden ta$arsın,
    Bir kaçak oLurum kendime,
    Bir çıqLık,
    Bir matem,
    Bir isyan,
    Ve bir ayrıLık oLurum.
    Sensiz doqan qüne$i qözLerinden vururum.
    BeLki bir rüzqara satarım kendimi,
    BeLki de arkası yarın oLurum.





    GözLerin kadar derin,
    DudakLarından dü$en cümLeLer kadar cesur deqiLdir rüyaLarım biLirsin.
    HüzünLü bir $arkı deqer iç tenime,
    Ve ben dı$tan yaqarım.
    Sen dü$ersin akLıma,
    İçimde yanqınLar.

    Hadi!
    AmansızLıqını, zamansızLıqını dü$ür içime,
    Ladesim oL, akLında kaLayım.

    Ey hayat repLikLerin kimi anLatıyor!
    Ve kaç fiqüran oynuyor senin sahnende.



  • September 26 6:51 PM
    Image and video hosting by TinyPic
  • September 26 2:26 PM
     
     
     KADIR GECEMIZ MUBAREK OLSUN

    Gözün meyvesi gördüğü ile tefekkür etmek,
    Kulağın meyvesi Kuran-ı dinlemektir,
    Dilin meyvesi Allah;ı zikretmek,
    Ellerin ve ayakların meyvesi ise hayırlı işlere koşmaktır.

    Kalp ağacın kurursa meyvelerin çürür,
    Onu kurtarmak için çokça zikreyle.
    Hakikat odur ki ilaçsız şifa olmaz,
    ve kalp yaratıcının evidir;

    Tefekkürün, zikrin, şifanın, tevbenin ve duanın miracıdır o gece,
    bin aydan hayırlıdır buyrulan gecedir o, mübarek kitabın indirildiği gecedir.

    Mübarek kitabın indirildiği, bin aydan hayırlıdır buyrulan gecedir o.
    Bağışlaması sonsuz olanın, kullarına davetidir bu gece;
     Bu gece kalbe dönüş, eve dönüş gecesidir.

    Kadir gecemiz mübarek olsun.

    Selam ve dua ile karbeyaz

  • September 26 11:48 AM
More...

GÖZLER NE RENK OLURSA OLSUN,GÖZYAŞLARI HEP AYNI RENKTEDİR...burakhakan®

HANİ İFTAR VAKTİNE YAKIN SUSARYA İNSAN,YOKLUĞUN O DENLİ YAKIYOR BENİ.SÖYLERMİSİN NE ZAMAN OKUNUR SİZİN ORALARDA EZAN?..BİR YUDUM SU GİBİ ÖZLEDİM SENİ!...levent_tatli@hotmail.com
October 06

sebebim Sen olma...

 

Sebebim Sen Olma
Zaten bir gün yüzüm gülmedi
Aglayacagim sebebim sen olma
Ne istediysem yerine gelmedi
İsyan edeceğim sebebim sen olma.

 

Bir daha sevmeyeceğim biliyorum
Lanet olsun diyecektim sebebim sen olma
Gelecek günlerime sitem ediyordum
İçimdeki nefretimin sebebim sen olma.

 

Kaçkere yıkıldım ayağa kalktım
Yerlerde süründüm sebebim sen olma
Ben mutsuzluğa coktan temeli attım
Çıkmaz yolumun sebebim sen olma.

 

Gelecek günlerime zaten küsmüştüm
Boynumu bükeceğim sebebim sen olma.
Bu dünyadan ben coktan bıkmıştım
Terk edip gideceğim sebebim sen olma

www.levent-tatli.spaces.live.com

 

 

October 05

Dokundum yüreğime...

bir_dokun_yuregime
ip
Image Hosted by ImageShack.us

Bir dağ başı yalnızlığı

 Bir dağ başı yalnızlığı yaşıyorum yeniden...
Dağ başı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter...
Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter...
Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter...
Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır, sende naz...
Gündüzünden vazgeçtim, düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter...
Duymasa da hiç kimse
Şâir gönlümün, sende karar kıldığını.
Ve içimin şerha, şerha yarıldığını
Sen bilsen yeter...
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi.
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek.
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek...

www.levent-tatli.spaces.live.com

Elveda

     

     

                                                   

     






    Hoşça kal
    demek istiyorum giderken.
    Hoşça kal
    da kocaman bir umut vardır
    çünkü.
    Sen hoş kal, ben geleceğim dir aslında ardına gizlenen.
    Şöyle bir tur atıp geleceğimdir.
    Bir kayboluş değildir
    Hoşça kal,
    Aksine beş
    dakika sonra geleceğimdir ya da beş saat sonra.
    Gelirken de tüm umutları
    çuvalla getirmektir.
    Hayatın gülücüklerine ufak bir hüzün
    eklemektir,
    Dudağın yarısına tebessümü saklayarak.
    Nefes almanın biraz
    güçleştiğini hissetmek ama hiç durmayacağını bilmektir.
    Hoşça kal
    ağlamaktır koparcasına, sarılmaktır karşındakine.
    Çünkü bilinir ki geriye
    kesin dönüş vardır bir gün.
    Aşk bitmemiştir yüreklerde, daha sıcacıktır.
    O
    sıcaklık köz olsa da hiç bitmeyecektir.
    Zira Hoşça kal denmiştir
    giderken.
    Gözler birbirinden hiç ayrılmayacaktır, kalple işbirliği
    yaparcasına.
    Kalp, adını her duyuşta fırlayacaktır yerinden.
    Çünkü Hoşça kal denmiştir giderken.
    Dünyanın bir ucunda bile olunsa o hep
    seninledir,
    Nefesi hep boynunda, umudu hep seninledir.
    Bazen bir köşe
    başında beklemektir,
    Onun oradan sana koşacağını bilmektir.
    Ağlarken
    güldürür.
    Severken daha da sevdirir.
    Hoşça kal kısa bir mola, küçük bir
    nazdır.
    Ancak ne olursa olsun, sonu hep mutluluktur.


    Elveda demek
    istemiyorum giderken.
    Hüzün dolu ayrılıkları kemikleştiren bir kelimedir
    çünkü.
    Sevdaları yürekten kopartıp atan ve yerinde yaralar
    bırakandır.
    Çiçekleri soldurup, güneşi bile karartandır.
    Tüm
    yaşanmışlıkları ortadan kaldırıp,
    Hatıraların koynunda yıllandıran bir
    kelimedir, Elveda...
    Bakışların bakışlara kenetlendiği günlerin,
    Saatlerin
    hatta saniyelerin bittiğidir.
    Sevgi sözcüklerinin tükendiğidir,
    konuşamamaktır.
    Özlemlerin himayesine girip ve hiç çıkmamaktır
    Elveda
    Kalbin yerinden çıkacakmış gibi atmasının sonudur.
    Seni
    yalnızlığınla baş başa bırakıp,
    Dokunuşların hissini kaybetmesidir,
    uyuşmaktır Elveda
    Dünyanın sonudur, yaşarken ölmektir,
    anlamsızlıktır.
    Tatlının acı, tuzlunun tuzsuz, suyun ise zehir
    olmasıdır.
    Fotoğraflara son kez bakıp
    hepsini göz kırpmadan
    yakabilmektir.
    Bazen kalbin izin vermese de Ah etmektir
    Elveda
    Bazense verdiğin ömre bir yenisini eklemek için
    RABBİNE dua
    etmektir.
    Başını geriye çevirmek ve beyaz mendil sallamaktır,
    gözlerde iki
    damla yaş ile birlikte.
    Ya da ardına bakmamak ve gözlerinden damlaması
    gereken yaşları içine akıtıp hızla uzaklaşmaktır.
    Bir an kendinle olan
    mücadeleni kaybedip yine ona koşmaktır,
    Ancak uzakta kalmak ve
    sadece
    seyretmektir, görebilmektir onu.

    Beraber yaşadığın günleri büyük bir
    iştahla saymak yerine, artık tarihleri unutmaktır.
    Hiç neşe barındırmaz
    içinde Elveda
    Sıcaklıktan uzaktır, sevgi katilidir, sinsidir.
    Bir onur
    mücadelesidir, kıyasıya.
    Kısacası, umudun bitmesi ve ömrün kalan kısmını
    uzatma olarak görmektir Elveda

    Bu yüzden, sırf bu yüzden
    Elveda
    demek istemiyorum
    sevgini yüreğimde taşıdığım için
    Sadece Hoşça kal
    demek istiyorum..

    Hoşçakal

    y1p9C6xgpDgxvVYhieBIm2bPwFtvEsB4eWMQg8zPgy9pDEppTbWY6Mxp91pa8-5kaXE
     

Sevmek günahmı...

Sevmek Günah Mı ?





Senki, Geceler Boyu Hasretine Sarılıp Uyuduğum
Senki, Bütün Sevgilerin Üzerine Koyduğum
Günahım, Sevdiğim
Yaşanmamış Sevdalar Kadar Bilinmezlerimiz



Sonu Olmasada, Bu Yangını Söndürmeye Kimin Gücü Yetebilir
Hergün Vurulan Bu Yürek, Elbet Dirilir
Dirilir Bu Solmuş Umut Çiçeği,
Kim Bilir Hangi Rüya Beni Sana Getirir





Geceler Boyu Sayıklarken Hasretini,
Sensizlik Sardığında Dört Duvarı,
Yüreğim Kabardığında Denizler Kadar,
Dilimin Ucundayken Adın,
Ve Sen Olmuşken İçimdeki Bütün Şiirler,
Susarım, Kaderime En Zor Soruyo Sorarım
Günahmı ?



Damla Damla, Yudum Yudum
Seni İçmek, İstiyorum
Yüreğimde Fırtınalar
Bir Kalp Olmuş, Senin İçin Çarpıyorum





Masum Bir Heyecansın Çocuk Kalbimde,
Bir Nefes Kadar Yakın,
Keşfedilmemiş Kıtalar Kadar Uzak,
Ve Yüreğimin o En Saklı Yerinde,
Içimde Akan Nehir, Su Kadar Berrak



Kimseler Bilmeyecek Bu Yasak Aşkı,
Adını Herkesten Saklayacağım,
Söyledim Ya, Seviyorum
Günahmı ? Günahmı ?





Günahmı ? Yaradanım Onu Ölesiye Sevmek
Günahmı ? Düşlerimde Sabaha Dek Onu Görmek
Günahmı ? Allah'ım Verdiğin Canı Ona Vermek
Günahmı ?




Unut Diyorsun Bana, Unutmak Kolaymı ?
Neşemsin, Umudumsun, Karanlık Günlerimin Işığısın Sen
Kalbimdeki Kuş Yalnız Senin Aşkına Kanat Çırpıyor
Eyy! Gönlümün Maralı





Adın Geceleri İçimde Çığlık Çığlığa Bir Çigan Kemanı
Nasılda Ezik, Nasılda Yaralı
Seviyorum Seni ! Seviyorum... Sevmek Günahmı ?



Arzularım, Alev Alev, Hasretini Tutuşturur
Elin Deyse, Ellerime, İçim Titrer Dayanamam Kalbim Durur
Gözün Deyse, Gözlerime, İçim Titrer Dayanamam Kalbim Durur





Bedelini Ödemeye Hazırım Tüm Sevgilerin,
Günahını Çekebilirim Bütün Aşkların,
Seviyorum, Sevmek Günahmı ?
Günahsa ? Günahkarım..
Yarattığına Kul Oldum,
Affet Allah'ım...
Affet Allah'ım...





October 04

UCU YANDI KANADIMIN, ATEŞİ TATTIM...

 ayn..şın..kaf..Üç harf kağıda yazılan; zahir de üç harf…Yere düştüğünde  hürmetle eğilip alınası, öpülüp alna konulası…Narı görünen de korkutan da, içine düştüğünde vatan olan, yürekler de dağ dağ hasretlere, dağlanmış yaralar katan…Aslındaki büyüklüğüne rağmen , üç harfiyle tevazuu bulan…Okunduğunda harfleri , ateş tabiatıyla ayn; su tabiatıyla şın; hem ateş hem su tabiatıyla kaf...Hem ateş hem su...Hem tebessüm, hem göz yaşı...Ateş ki gönülde ve su her dem gözden gönüle...

 

     Bir gayretle ' aşk' deyü okunduğunda yer gök inlermiş...Dünya  yaratılalı beri hep 'aşk' hikayeleri dinlermiş...Bu dertle  gönlü hoş olanların adı dillere  düşermiş…Şu meczup mu aşık, ötedeki mi, nefes alır göründüğüne bakma, o yaşamıyor artık…Onlar duymamışlar bile  söylenenleri; dökmüşler kağıda, gönüllerinden geçenleri…Kendilerini diyememişler de başkalarını anlatmışlar hep…Leyla olmuş biri, Mecnun diğeri…Kerem biri, Aslı diğeri..İnsanın bu yükü taşıyabileceğine akıl yetirememişler…'susamışlıklarını susamamışlar; kınansa da bülbül olmuş biri, gül diğeri…Pervane biri, şem diğeri…

 

 

       Pervane aşk masallarının vazgeçilmez kahramanı. En yüreklisi belki de, en gözü karası. Âşıkların gözyaşlarını inci diye yüzüne, yürek dertlerini dinsin diye sözüne düzdükleri dertnamelerin en güzel yazılanı. Mumun fitili  alev aldığında ki aşkla tutuşup kendini görünür kıldığında  -adı artık şem olduğunda- yani  "aşk odu evvel maşuka, andan aşıka düşende" ,  pervane meftunmuş ateşe… Ateşin verdiği azaba vurgun, boynu bükük razı... Eyvah kader bildiği bu yazı…

 

      Bir de aslı varmış bu masalın… İmam gazali anlatıyor. Aynı dertten muzdarip, tanışık pervane ile. Sormuş olmalı, âşıkların toplandığı bir mecliste. Meğer pervane gün ışığına meftunmuş. Zaman geçip de gün doğduğu gibi batıp yitince, her yere zifiri karanlık çökünce ve  şemin alevi, gecenin en kararmış yerinde  görünür olunca aşk olarak bir bildiği  gün ışığı olan pervane mumun salınan ışığına rast gelip, boynuna dolanan yalımına hedef olunca;  bu en "nur"  zannettiği nuru günışığından açılan bir pencere zannedermiş. Tutunsa bu ateşe, o da tutuşsa bu ateşle gün ışığını bulacak sanki. Kim aşığa söz geçirebilmiş ki. Söz dinlememiş  pervane de, söz dinletememiş yüreğine   şevkle atmış kendini ateşe.  Ve azap. Ucu yanmış kanadının. Ah o eşsiz tad! Tekrar bakmış şeme, mütebessim pervane... İşte yine gördüğü O; günışığıymış. Ve tekrar kanat çırpmış, artık tek yön bildiği ateşe. Pervane ders almak bilmezmiş, şemsiz, ateşsiz  kanat çırpsa ne!

 

      Pervanenin derdi, aslında sizin derdiniz de değil mi? "Ben asıl Leylamı buldum" dedirten... Sizin diğerine sevginiz onda gördüğünüz asıl güzelden değil mi? "bende"liğiniz  onda tecelli edene değil mi?  "bizi bilmeyen ne bilsin, bilenlere",   o güzeli taşıyana ve taşıyanda görenlere selam olsun…

 

      Şimdi siz de bırakın tüm karanlığı ile gelsin gece. Kapatın ışıklarınızı ve bir mum yakın. Bir pervane girsin her tarafı dört duvar odanıza nereden yol bulup girdiğine siz de şaşırın. Onlar anlatsınlar siz dinleyin bakalım, duyabilecek misiniz kanat seslerini? Biraz sonra sizin kalp atışlarınız ile pervanenin kanat sesleri aynı ahengi yakalar kimbilir. Ve  pervane can verip şemin ayağının ucuna düşerken, birde bakmışsınız siz kanatlanmış uçuyorsunuz şemin etrafında. Sümmani ' nin sözleri kulaklarınızda…

 

           sakiden mest almış mestane isen

 

           terk-i ziynet eyle divane isen 

 

           gönül semasına pervane isen

 

           o yarin uğrunda hep yanmak lazım

                                                                                                    

                                                               Sevda Kural (birdenbire dergisi)

www.levent-tatli.spaces.live.com

September 27

Ben seni hiç sevmedimki...

                                          

Ben seni hiç sevmedim ki

Durgun akşamlarda söylediğimiz şarkıları sevdim

Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim

Birde yıldızları sevdim

Eylül akşamlarında gelip,

Gözlerinde tutulan.

Ben seni hiç sevmedim ki

Beni yola koyduğunda ayrılmayı sevdim

Kurşunları sevdim beni vurduğunda

Ağlamayı sevdim unuttuğunda

Yalnız olduğumu anladığımda

Ayakta kalmamı sevdim

Yıkılmamı sevdim seni hatırladığımda

Ekmeği sever gibi sevdim sensizliği

Su gibi özledim Temmuz güneşinde sesini

İkindide yağmur gibi

Geceleyin yağan yağmur gibi sevdim seni sevdiğimi

Ben seni hiç sevmedim ki

Kuşlara şarkılar öğretmeni sevdim

Menekşeyle konuşmanı

Nisan'a hatırlatmanı

Baharın bir adının da yalnızlık olmadığını

Düştüğün zaman kanayan yaralarını

Ve tuhaflığını üşüdüğün zaman

Sakız satan çocukları

Yeni çıkan şarkıları

Her kaybettiğinde kazanan yanlarını sevdim

Denize düşmüş gül gibi düştüm ateşe

Ben yangını sevdim yandığım zaman böyle işte

Ben seni hiç sevmedim ki

Bir gece bir ceylan indi dağdan kalbine

Bir gece bir şiir gibi kibrit alevinde

Alemin ortasında, kimsesizliğin sesinde

Buğusunda sabahın, acımasızlığında ahın

Ağlayan yüzünde İsa'nın

Ferahlatan gücüyle duanın

Korkutan yanıyla nar'ın

İncenin, zeytinin ve kalbin üstüne

Gülün üstüne

Tutunduğum umudun üstüne

Korkunun üstüne

Hep senin üstüne, hep senin üstüne

Ben seni hiç sevmedim ki

Gittiğin zaman gitmeni sevdim

Evreni sevdim geldiğin zaman

Kalmanı sevdim

Korkuyordum sana alışmaktan

Yine de sevdim gülümsemeyi

Mendilimi sallarken, seni götüren trenin arkasından

Kırlara ilk kar düştüğü zaman

Ölümünün ne güzel olduğunu sevdim

Seni içimde öldürdüğüm zaman

Ben seni hiç sevmedim ki

Durgun akşamlarda söylenen şarkı neyse

Bir çiçeğe gülmeni, bir güle benzemeni sevdim

Birde yıldızları sevdim

Eylül akşamlarında gelip,

Gözlerinde tutulan.

Düştüğün zaman kanayan yaralarını